İran Şii’lere liderlik etmesini istedikleri kişi için baskı uyguluyorlar

12 Mayıs 2012

Yazan: TIM ARANGO

Yayımlandığı tarih 11 Mayıs, 2012

NECEF, Irak — Şii Müslümanların dini lideri olarak Büyük Ayetullah Ali al-Sistani müminlerine nasıl yemek yemeleri ve yıkanmaları  gerektiği, nasıl evlenmeleri ve ölenleri nasıl gömmeleri gerektiği konusunda rehberlik etmiştir. Zamansal bir rehber olarak Irak’ta demokrasiden yana tavır koyarak işgalinin başından beri doğrudan yapılacak seçimler konusunda ısrar ederek İran’daki dini yönetime karşı uyarılarda bulunmuştur.

Halihazırda 81 yaşında, narin ve güçsüz olmasına rağmen Necef’te İmam Ali Türbesinin parlayan altın kubbesinden sadece birkaç adım mesafesindeki isli ve dar yan sokakta olan evinde her sabah ziyaretçileri selamlamaktadır. Ancak, yerine geçmek isteyenlerin mücadelesi şimdiden sessiz sedasız başlamıştır; İran da kendi adayını bu göreve getirmek ve böylece Irak halkını doğrudan etkileyebilecek katı tutumlu dini görevlisi olan birini çaba sarfetmektedir; böylece İran’ın uzun vadedeki hedefinin İslam Devrimini Irak’a taşıması ile ilgili korkular da artmaktadır.

Sonucunun kesinlikle belli olmadığı uzun süreli ve şeffaf olmayan süreç olan halefiyet İslam ve demokrasinin karşılıklı etkileşimi sadece Şiilerin çoğunlukta olduğu Irak dışında Hindistan’dan İran’a, Lübnan ve ötesine uzanmış tüm Şii Müslüman dünyasını da etkileyebilir. Ayetullah tarafından günlük hayatta uygulanmak üzere verdiği tavsiyeler dünyadaki müminleri olan yaklaşık 200 milyon Şii için kanun hükmünde olup dini öğretileri kutsal olarak kabul edilmekte ve siyasi gücü güçlüdür.

Bu mücadele üç ana grubu olan Şii, Sünni ve Kürtlerin güç için mücadele etmeleri nedeniyle  siyasette kargaşa yaşandığı ve demokrasi ile ilgili ilk adımları atan Irak için başka bir belirsizlik kaynağıdır; analistler bu mücadelenin ülkeyi geriye doğru  sıkıyönetime düşürmesinden korkmaktadır.

Tanınmış dindar ve siyasi ailenin din adamı mensubu ve Kuveyt Büyükelçisi ve aynı zamanda oğulları eski petrol bakanları olan Hussein Mohammad al-Eloum dedi ki, “Irak’ın buna şu anda ihtiyacı yoktur, Allah Sistani’yi korusun”.

Iran’ın adayı, Ayatollah Mahmoud Hashemi Shahroudi, 63, İran yargısının başında on yıl bulunan ve halen burada önemli mevkide bulunan Irak doğumlu din adamıdır. İran’ın verdiği finansmanı ile temsilcileri aylar boyunca Irak’ta iltimas ağı üzerinde yapılandırma işleri yürütmüşler, verilen seminerlerde öğrencilere burslar vermişler ve bilgi dağıtmışlar.

İran’ın kutsal Kum kentinde 14 yıl ilahiyat okuyan ve Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan Mehdi Khalaji şöyle dedi, “O kendisini Sistani’den sonra görevi devralmak üzere hazırlıklar yapmaktadır”.

Bu hamle İran’ın zaten Irak’ın siyasi ve ekonomik hayatındaki güçlü etkisini genişletmeye çabalaması korkularının alevlenmesine yol açmıştır. Yakın geçmişte Irak başbakanı Nuri Kamal al-Maliki tarafından Tahran’a yaptığı ve Ayetullah Shahroudi ile yaptığı görüşme gerilimi daha da artırmıştır. Tarihçi olan Reidar Visser Irak siyaseti ilgili bloğunda Nuri Maliki’nin yaptığı ziyaret ile ilgili olarak şöyle yazmıştı, “bu ziyaret İran’ın Irak Şiileri için en kutsal merkezi için düşündükleri ile ilgili söylentileri sonlandırmak için bir faydası olması.”

Sonraki dini liderin seçilmesi dolambaçlı ve halkın iradesine dayalı doğal bir süreçtir; halk bu seçim ile kime dini vergilerini ödemek istediklerini belirtiyorlar – dindar Şiilerin isteğe bağlı olarak gelirlerinin beşte birini ayetullah’a veya marja  vermeleri ve dini liderin derin bilgisinin ulema tarafından doğrulanması beklenmektedir.

Eski Dışişleri mensubu, Vali ve “Şii Dirilmesi“ adlı eserin yazarı olan Nasr şöyle dedi, “İran hükümeti dindar Şiilerin kimi örnek alacakları üzerinde etkileri yoktur. Bu çok demokratik bir süreçtir.”

Tartışma götürmez halefin ortaya çıkması yıllar sürebilir.

İran’da sürgün hayatı yaşamış olan ve o zamanlardan Ayatollah Shahroudi’yi tanıyan Şii siyasetçisi Sami al-Askari şöyle dedi, “Necef’te güçlü bir marjanın ortaya çıkması iki ila üç yıl alacaktır. Burası Vatikan gibi değildir. Marjaiya yavaş ve karmaşık bir süreçtir.” Marjaiya Irak’taki Şii liderlik varlığının adıdır.

Necef ve Hawza adlı dini akademinin geleneğinde siyasete mesafeli durmak, dindar ve sade bir yaşam sürmek ve nadiren siyasi konulara müdahale etmektir.

Ayatollah Sistani  İranli ancak İranda politakaya bulaşmadığı için Necef’te çıkış yapabildi. Amerikan işgali esnasında kilit durumlarda müdahalede bulundu; bu müdahalelerden birisi 2004 yılında bilinen bir olaydı; o zaman amerikan yetkililerin itiraz ettiği doğrudan seçimlerin yapılmasını desteklemek için yüzbinlerce destekçiye çağrıda bulunarak sokağa döktü. Mezhepler arasında kanlı çatışmaların ve Irak’ın dipsiz kuyuya yuvarlanmak üzere olduğu yıllarda da ılımlı ve zapt edici bir tavır sergiledi.

TimesCast | Ayatollah Sistani’nin halefi

Ancak bir yıla aşkın süredir politikacıları bile kabul etmiyor – son birkaç yıldır hemen hemen hiç evden çıkmamaktadır – dolayısıyla sağlığı ile ilgili sürekli  söylentiler çıkmaktadır.

Ancak geçenlerde hemen hemen her gün yaptığı gibi yine dini objeleri satan açık tezgahların çevirdiği sade ve gösterişsiz evinin önüne biriken ziyaretçileri selamlamaktadır. New York Times’da görevli bir gazeteciyi kabul etti ancak röportaj vermeyeceğini söyledi. İran halıları ile döşenmiş  sade bir odanın köşesinde otururken misafirlerin ellerini sıkabilmek için yardımcıların yardımı ile ayağa kaldırıldı.  Kendisi ile hoşbeş ettik; dış görünüşü herhangi bir ciddi hastalığa işaret etmiyordu.

Din adamları AyetullahSharroudi’nin dini bilgilerin kalitesi için yüksek notlar veriyorlar, bu kısmen Saddan Hüseyin’in adamları tarafından 1980 yılında öldürülen Ayetullah Muhammed Bakr al-Sadr’ın öğrencisi olduğu ve onun tarafından doğrulanmasından kaynaklanmaktadır ; günümüzde yaşıyor olsaydı Amerikan karşıtı Moktada al-Sadr’ın kayınpederi olacaktı. Ayatollah Sadr halen çok saygın bir kimliktir

Yine de din adamları Necef’in dingincilik geleneğinin muhafaza edilmesi için bir diğer Necef tabanlı liderinin en yüksek Ayetullah seviyesine yükselmelerini tercih etmektedir.

Sayın Eloum şöyle dedi, “Shahroudi’nin İran’da resmi bir görevi vardı o da yargının başı olmaktı. Necef’teki Hawza için bağımsız olmak, bu hükümet Irak hükümeti de olsa herhangin bir hükümetten tamamen bağımsız olmaktır.”

Diğer kıdemli bir din adamı olan Mohammed al-Mana Khani şöyle dedi: “Shahroudi’nin düşünce tarzı değişmiştir. Necef’te kalarak Sadr’dan aldığı öğretileri ve ilgili görüşlerini muhafaza edebilseydi  daha iyi olursu. Ancak İran da geçirdiği 30 yıl onu değiştirmiştir.”

Burada Ayetullah Shahroudi ile ilgili olarak dağıtılan ince özgeçmişte aktivizm ile dolu bir hayat, sürgün ve siyasi güce yükselişi ile birlikte militan İslama karşı duyulan derin sempatiler de ortaya çıkmakta ve bu da Necef’in gelenekleri ile sanki biraz ters düşmektedir.

Necef’de Ayatollah Shahroudi 1979 tarihli İran İslam devriminin lideri olan  Ayatollah Ruhollah Khomeini’nin öğrencisi idi, hocası için şöyle demiş: “Ayetullah Khomeini  çağımızın imanlılara en büyük lütuftur”. Ayatollah Shahroudi Kum kentinde hoca iken öğrencileri arasında şu anda Lübnan’daki Şii militan harekatı Hizbullah’ın lideri olan Hassan Nasrallah da vardı.

Kitabın sonundaki fotoğrafta Ayatollah Shahroudi sonradan 1981 yılında İran-Irak savaşında öldürülmeden önce devrime ve Lübnan’daki organize gerilla savaşçılarına yönelen Berkeley Ph.D. tahsilli İranlı militan Mustafa Çamran  ile poz vermektedir.

Ayetullah Saddam Hüseyin’in hükümetinden kaynaklanan sıkıntılarının altını çizmektedir – üç erkek kardeşi kayboldu, akıbetleri halen meçhul.  Ayrıca oldukça zengin olduğu  konusunda söylentiler var, bu da Ayetullah Sistani ile somutlaşan ve müminlerinin liderlerinden bekledikleri dindarlık ve sade hayat kavramı ile tezat oluşturmaktadır.

Kum’da öğrenici olan ve şimdi analist olarak çalışan Sayın Khalaji şöyle dedi, “Shahroudi İran’ın en zengin adamları arasında yer almaktadır. Malları ithal ediyor, ticarethaneleri ve birçok fabrikası var. Kişisel hayatı lüks içinde geçmektedir.” Hükümete yakın olması nedeniyle din adamı son yıllarda araç parçaları ve  petrol arama çalışmaları ile ilgili ekipmanları Doğu Avrupa’dan ithal ederek servet elde etmiştir.

Ayatollah Shahroudi’nin temsilcileri Necef’te düzenleri kurmaya başladığından beri kendisi Necef’e gitmemiştir. Oradaki ofisi çalıştıran İbrahim al-Baghdadi şöyle dedi, “Gelip ziyaret etmek istiyor. Burası onun memleketi. Burada doğdu”.

Sayın Baghdadi Ayetullah Shahroudi’nin örgütsel varlığı ile ilgili olarak Necef’teki gerginliği dindar toplumun diğer mensuplarının “sokakları tedirgin etme” çabaları olarak tarif etti. İran’daki sistemin burada işlemeyeceğini söyledi çünkü, “Burada anayasa hakim ve Iraklılar bu yönde oy vermişler.”

Alenen Ayetullah Sistani’nin halefi olmayı istekli görünmek etik dışı davranış olarak nitelendirilir.

“Gelecek bilinmez,” dedi Sayın Baghdadi, “Bu Allah’ın takdirine kalmıştır.”

Kaynak:New York Times

 

 

Comments are closed.