Türkiye geleceğe odaklandı

31 Temmuz 2011

“Yeni Anayasa, geçmiş dönemlerin demokratik ayıplarından arındırılmış, dışlayıcı değil kapsayıcı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, baskıcı değil özgürleştirici bir Anayasa olacaktır” dedi.

 

bakan Erdoğan, Temmuz ayı ulusa sesleniş konuşmasında 12 Haziran seçimleri ve sonrasındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 12 Haziran’da gerçekleşen genel seçimle birlikte vatandaşların Türkiye’nin gelecek dört yıllık süreçte izleyeceği rotayı, istikameti belirlediklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, seçmenlerin yüzde 87 gibi çok büyük bir kısmının sandık başına giderek oylarını kullandılarlarını ve demokratik katılımın en güzel örneğini verdiklerini söyledi.

 

Seçimin bütün sonuçlarıyla birlikte Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı olmasını temenni eden Erdoğan, 12 Haziran seçimlerinin, Türkiye’de demokrasinin olgunlaştığını, ileri standartlara ulaştığını, her sorunun milletin hakemliğiyle çözüldüğünü net şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, “Vatandaşlarımızın oylarıyla belirledikleri istikamet, Türkiye’nin her alanda yaşadığı büyük değişimin devam etmesine yöneliktir. Milletimiz hızla büyüyen, gelişen, kalkınan, sıkıntılarının üstüne cesaretle giden, huzurlu, istikrarlı, güçlü bir Türkiye yönünde iradelerini ortaya koymuşlardır.

 

Son 9 yılda Türkiye’nin her alanda adım adım ilerleyerek ulaştığı büyük hedefler milletimizce takdir edilmiş, daha ileri hedefler için güvenoyu verilmiştir. Milletimizin büyük teveccühüne layık olmak için her zaman olduğu gibi bundan sonra da büyük bir aşk ve heyecanla ülkemize hizmet etmeye devam edeceğimizi ifade etmek isterim. Şundan emin olunuz ki Türkiye çıktığı bu medeniyet yolculuğundan asla geri dönmeyecek, 2023 hedeflerimize doğru kararlılıkla yol alacaktır. Türkiye olarak her alanda başlatılan değişim sürecini yeni dönemde devam ettirmek, daha ileri hedeflere ulaşmak için mesafe kat etmek durumundayız. Bu doğrultuda en büyük görevimizin bugünün ihtiyaçlarına cevap veren, eksikliklerinden arındırılmış, demokratik ve özgürlükçü yeni bir Anayasa hazırlamak olduğuna inanıyorum. Bu yönde büyük bir toplumsal beklenti olduğunu da memnuniyetle müşahede ediyorum. Milletimizin de bizden bu yönde çok büyük beklentileri var.

 

Türkiye, demokrasinin askıya alındığı bir dönemin olağanüstü şartlarında hazırlanan bir Anayasa ile yoluna devam edemez. Siyasetten ekonomiye, adaletten özgürlüklere, sosyal devlet anlayışından kültürel açılımlara kadar hemen her alanda büyük bir değişim yaşadığımız böyle bir dönemde en büyük ihtiyacımız bu değişim ruhunu taşıyan ve milletimizin iradesini yansıtan sivil bir anayasa yapılmalıdır.

 

12 Haziran’da sandıktan çıkan sonuç, yeni anayasanın mümkün olan en geniş katılımla hazırlanmasını, tüm toplumsal kesimlerin taleplerini yansıtan bir uzlaşma metni olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bunu önemli bir fırsat olarak görüyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisimizin bu fırsatı ülkemiz ve milletimiz lehine çok değerli bir kazanıma dönüştüreceğine inanıyoruz. Yeni anayasa hiç şüphe yok ki milletimizin değişim iradesi ve demokratik beklentileriyle uyumlu, Türkiye’nin ve dünyanın gerçeklerini yansıtan gerçekçi bir anayasa olacaktır.

 

Bu Anayasa, geçmiş dönemlerin demokratik ayıplarından arındırılmış, dışlayıcı değil kapsayıcı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, baskıcı değil özgürleştirici bir Anayasa olacaktır. Bireyi ve onun haklarını esas alan, milli birliğimizi ve ortak değerlerimizi koruyan, toplumsal çeşitliliği zenginlik kabul eden, tek sesliliği değil, çoğulculuğu öne çıkaran bir anayasa olacaktır. Bu çerçevede siyasetçilerimizden aydınlarımıza, hukukçularımızdan sosyal bilimcilerimize, medyamızdan sivil toplum örgütlerimize kadar her insanımız üzerine düşen sorumlulukla yeni Anayasa hazırlıklarına katkı sağlamalıdır.”
Türkiye’nin geleceğe dönük en olmazsa olmaz hedefinin ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğünü hayata geçirmek, demokrasiyi en ileri seviyede yaşamak ve yaşatmak olduğunu yeni Anayasasıyla da açıkça göstermesi gerektiğini belirten Erdoğan, bu süreçten en hayırlı sonucu alacaklarına ve Türkiye’ye yakışan Anayasayı hayata geçireceklerine inandığını bildirdi.
Ulusa sesleniş konuşmasında ekonomide yaşanan gelişmelere de değinen Erdoğan, G-20 çerçevesinde alınan kararlarla küresel ekonomide belli bir toparlanma olduysa da henüz birçok ülke için krizin aşıldığını söylemenin mümkün olmadığını kaydetti. Türkiye’nin bu krizi en az hasarla atlattığını, krizi geride bıraktığını ve artık geleceğe odaklandığını vurguladı. Erdoğan şunları kaydetti: “Kararlılıkla uyguladığımız gerçekçi politikalar, aldığımız etkin tedbirlerle ekonomimiz bu badireden yüz akıyla çıkmıştır, bu gerçek bugün dünya ekonomi çevrelerinde açıkça vurgulanıyor.

 

2010 yılında birçok büyük ekonomide adeta depremler yaşanırken, ekonomimiz kriz nedeniyle oluşan kısa bir durgunluğun ardından hızla toparlanmış, milli gelirimiz yüzde 8,9 oranında artmıştır. Bu dinamik iyileşme sayesinde OECD ülkeleri içerisinde en yüksek büyüme hızına ulaştık ve kişi başına gelirimizi 10 bin doların üzerine çıkarttık. TÜİK verilerine göre 2011 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 11 oranında büyüyerek bir rekora imza attı ve ilk çeyrek itibarıyla dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi oldu.”
Ekonomide yaşanan büyümenin istihdama daha etkin biçimde yansıması için işgücü piyasasında gerekli reformları yapmaya devam ettiklerini belirten Erdoğan, istihdamda sağlanan artış bakımından küresel krizden en çabuk çıkan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu vurguladı. Hazırladıkları aktif işgücü programlarıyla 2013 yılından itibaren her yıl 400 bin işsizi bu programdan yararlandıracaklarını kaydeden Erdoğan, “Uzmanlaşmış meslek edindirme merkezlerimizle işsizlerimize beceri kazandırmak, her yıl 200 bin 5
yıl içinde toplam 1 milyon işsizimizi meslek sahibi yapmak amacındayız. İşsizliği kalıcı bir şekilde çözmeyi amaçlayan ‘Ulusal İstihdam Stratejisi’ni kararlılıkla uygulayacağız. Sanayide orta ve yüksek teknolojili sektörlerin katma değerini, üretim ve ihracat içindeki payını artıracağız” diye konuştu.

Kanal İstanbul Projesi’yle İstanbul’un batısında Karadeniz ile Marmara Denizi arasında bir kanal inşa edeceklerini ifade eden Erdoğan, bu kanalın inşasıyla İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiğini kanala kaydıracaklarını, İstanbul’un ve Boğazın güvenliğini tesis etmiş olacaklarını belirtti. İstanbul’a biri Avrupa, diğeri Anadolu yakasında olmak üzere iki yeni şehir inşa edeceklerini söyledi.
Diyarbakır’da sur içindeki 500 civarında sivil mimari örneği yapıyı aslına uygun şekilde yeniden inşa edeceklerini bildiren Erdoğan, Diyarbakır’da askeri ve sivil havaalanlarını birbirinden ayıracaklarını kaydetti. Diyarbakır’ı yüksek standartlı bir otoyolla hem Habur’a, hem de Şanlıurfa, Gaziantep, Adana, Mersin, Niğde, Ankara, Bolu, Düzce, İstanbul ve Edirne’ye kesintisiz bağlıyacaklarını ifade eden Erdoğan, Silvan projesiyle 2 milyon 450 bin dekar tarım arazisinin sulanabilmesini sağlayacaklarını kaydetti.
Türkiye olarak daha mutlu ve müreffeh bir ülke olma yolunda çok önemli mesafeler aldıklarını vurgulayan Erdoğan, “Bunu iyi değerlendirmek, kazanımlarımızın ve istikrarımızın değerini iyi bilmek zorundayız. Türkiye, istikrar ve güven zemininde bu seviyelere ulaştı. Demokratik reformlarla, kardeşliği daha da yücelterek bugünlere geldi. Aynı şekilde ilerleyecek, kardeşliğimizi daha da pekiştirerek ülkemizi daha da büyüteceğiz. Türkiye kronik sorunlarını aşıyor, ayakbağı olan önemli meselelerini geride bırakıyor, büyük hedeflere doğru kararlılıkla ilerliyor. Türkiye’nin büyümesini, gelişmesini, bölgesinde güçlü bir ülke olmasını çekemeyen güçler, bunu engellemek için devreye giriyor veya taşeronlarını devreye sokuyor. Şunun bilinmesini isterim ki terör, Türkiye’nin büyümesine, ilerlemesine, kalkınmasına, refahına ve en önemlisi de kardeşliğine kastetmektedir.

 

Hükümet olarak başından itibaren terörle daha etkili mücadele yöntemleri geliştirirken, bir yandan da terörü minimize etmek için koordineli, güçlü, kararlı ve çok boyutlu bir mücadele ortaya koyuyoruz. Bu süreçte güvenlik ve özgürlük dengesinden asla taviz vermedik. Bu dengeyi hassasiyetle muhafaza ediyoruz ve terörle mücadeleyi bu şekilde sürdürüyoruz. 74 milyon vatandaşımızın hak ve hukukunu koruyarak büyük bir restorasyon projesini hayata geçiriyor, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü pekiştirecek adımları bir bir atıyoruz. Terörden medet umanlar, kandan ve kinden beslenenler, kardeşliği hedef alanlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir.

Her insanımızın canı bizim için nasıl azizse, her bir insanımızın derdini, sıkıntısını, ihtiyacını gidermek de bizim için aynı derecede önemli bir görevdir” şeklinde konuştu.
Başta Silvan’da yaşananlar olmak üzere elim hadiseleri bütün boyutlarıyla incelediklerini ve soruşturduklarını belirten Erdoğan, “Oluşan yeni şartları ilgili bütün kurumlarımızla birlikte kapsamlı olarak değerlendiriyoruz. Yeni stratejileri, yeni yöntemleri hayata geçirerek, terörle mücadeleyi hiçbir zaafa izin vermeden sürdüreceğiz. Altını çizerek ifade ediyorum. Biz, geçmişte yapılan hataların tekrarlanmasına izin vermeyecek, demokrasi, özgürlük, güvenlik dengesinden asla ve asla taviz vermeyeceğiz” dedi.

KKTC’ye yaptığı ziyarete de değinen Erdoğan, Türk tarafı olarak önümüzdeki kritik dönemde Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için neler yapılabileceğini görüşmeler sırasında ayrıntılı olarak değerlendirdiklerini belirtti. Erdoğan şöyle konuştu: “KKTC’nin sağlam bir ekonomik yapıya kavuşturulması ve müreffeh bir geleceğe taşınması adına atılması gereken adımlar konusunda da görüş birliğine vardık.

 

Kıbrıs Türk tarafı sürecin başından beri çözümden yana olmuş, 7 Temmuz’da BM Genel Sekreteri’yle Cenevre’de yapılan üçlü görüşmede de bu yöndeki irade ve kararlılığını bir kere daha güçlü biçimde ifade etmiştir. Ada’da tarafların mutabık kaldıkları iki kesimlilik, siyasi eşitlik, eşit statüyü haiz iki kurucu devleti içeren yeni bir federal ortaklık kurulması için Türk tarafı bugüne kadar samimi bir çaba içinde olmuştur. Ancak maalesef karşı taraftan bu iyi niyetli ve uzlaşmacı yaklaşımı göremedik. Biz bugüne kadar KKTC’nin daima yanında olduk, bundan sonra da desteğimiz artarak sürecektir.

 

Önümüzdeki dönemde KKTC’nin ekonomik kalkınmasını ve yapısal gelişimini sağlayacak önemli projeleri hep birlikte hayata geçireceğiz. Bu projelerle KKTC’nin çehresi değişecektir. Son gelişmeler de göstermiştir ki Ada’da çözüm her iki kesimin de, hatta genel olarak bölgenin de menfaatine olacaktır. Ancak şu kesin olarak bilinmelidir ki Türkiye’nin KKTC’nin aleyhine olacak herhangi bir girişime izin vermesi, bu konuda ne AB ile ne bir başka merci ile pazarlık içinde olması da mümkün değildir” dedi.

Başbakan Erdoğan, tüm vatandaşların Ramazan ayını da tebrik etti.

İHA

 

Comments are closed.