Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Kazakistan temaslarının ardından önemli açıklamalarda bulundu

12 Eylül 2017

bbb

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan temaslarının ardından dönüş yolunda beraberindeki gazetecilere açıklamalarda bulundu, sorularını cevapladı.

* Kazakistan’a hareket etmeden önce eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın adının ABD’deki Reza Zarrab dosyasına eklenmesine tepki gösterdiniz. ‘Buradan çok pis kokular geliyor’ dediniz. bundan sonraki ilişkilerin geleceği, istikameti ne olacak?

Kazakistan’a hareket etmeden önce hava limanındaki basın toplantımda, sorduğunuz hususlarda söylenmesi gerekenleri söyledim…

* Kazakistan’da olduğunuz esnada ABD Başkanı Donald Trump’la bir telefon görüşmeniz de oldu. Neler konuştunuz?

İkili ilişkilerin daha da güçlendirilmesi gerektiğine değindik. İki ülkenin stratejik ortak olduğuna, bunun ilişkilere de yansıması gerektiğine işaret ettik. Ayrıca bölgesel konuları konuştuk. Myanmar’ı konuştuk. Arakanlıların yaşadığı drama ABD’nin hassasiyet göstermesinin önemli olacağına dikkati çektim. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu esnasında tüm konuları yüz yüze görüşmemizin faydalı olacağı, bunu gerçekleştirme hususunda da mutabık kaldık.

* Astana süreci çerçevesinde, İdlib ve Afrin konusunda Rusya ve İran ile aramızda mutabakat konusunda ne durumdayız şu an? İkinci bir harekat söz konusu mu bu konuda herhangi bir değişiklik var mı?

Özellikle İdlib hakkında şunu söyleyebilirim. Ayın 14’ünde yapılacak Astana Zirvesi önem arz ediyor. Şu anda İdlib’te Rusya ile daha önce mutabık kaldığımız gibi süreci işletiyoruz ve bu şekilde süreç şu an çalışıyor. Rusya ile bu konuda aramızda herhangi bir ihtilaf söz konusu değil. İran ile de yaptığımız görüşmede ihtilafa konu olabilecek herhangi bir başlık gündeme gelmedi. Öyle zannediyorum ki Astana Zirvesi sonrasında da aramızdaki sağlıklı görüşmeler bu şekilde devam edecektir. Gelişmeler olumlu istikamette devam ediyor.

ESED’LE GÖRÜŞMEM

* Sosyal medyada, ‘Esed ile görüşme’ iddiaları var…

Herhalde birileri özel dolaştırıyor. Ben Esed ile görüşmedim, görüşmeye de pek niyetim yok.

S-400’LERİN KAPORASINI VERDİK

* S-400’lerin satın alınmasıyla ilgili nihai durum nedir?

S-400 ile ilgili arkadaşlarımız imzalarını attılar. Bildiğim kadarıyla kaporayı da verdiler. Bundan sonraki süreç de zaten Rusya’dan bize aktarılacak kredi ile ilgili devam edecek bir süreçtir. Gerek Sayın Putin, gerekse şahsımın bu konuda kararlılığımız var. Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma sanayi veya savunmasıyla ilgili bağımsızlık ilkelerini veya bağımsız kararını herhalde kimsenin tartışmaya hakkı yoktur. Biz kendi bağımsızlığımızla ilgili kararımızı kendimiz veririz; ülkemizi savunmak için koruma tedbirlerini de, güvenlik tedbirlerini de kendimiz almakla mükellefiz. Eğer bir yerlerden bu noktada herhangi bir savunma unsurunu tedarikte zorluk çekiyorsak, girişimlerimiz çoğu kez engellemelere takılıyorsa başımızın çaresine bakacağız. Mesela, silahsız hava araçlarını maalesef dostlardan alamıyorduk biz, çok da yüksek paralar istiyorlardı, bedava da istemiyorduk üstelik. Ama terör örgütüne tank, top, zırhlı araçlar veriyorlar; ama biz parasıyla istediğimiz halde bazı ihtiyaçlarımızı tedarik edemiyoruz.

SEN KİMDEN YANASIN

Sonuçta ne oldu? Hamdolsun insansız hava aracını da kendi ülkemin insanı üretir hale geldi, silahlısını da üretir hale geldi. Son bir haftada 90 terörist öldürüldü. Ama bakıyorsun bir milletvekili çıkmış ana muhalefet partisinden bundan rahatsız oluyor! Kazakistan’a gelirken de söyledim: Sen kimden yanasın? Teröristten yana mısın yoksa benim güvenlik güçlerimden yana mısın? Ne yapacaktık, benim bu kadar vatandaşım, güvenlik gücü, askerim, polisim, subayım şehit edildi; adamın takındığı tavra bak. Tabi ki bunların üzerine gideceğiz, kusura bakmasınlar. Bu konuda savcılarımızın soruşturma açmasını da takdirle karşılıyorum. Böyle bir durumda, ana muhalefetin başındaki zat, kalkıp o milletvekilini bizzat kendi uyarmalıydı, sen ne yapıyorsun, ne diyorsun diye.

* Kuzey Irak’taki referandum…

Duygusal çıkışlar yapmak doğru olmaz. Bu dediklerinize dair bir değerlendirme için, o iddiaları etraflıca bizim Dışişleri’nden dinlememiz, doğru bilgileri almamız lazım. İddialar nedir, ne değildir, ne derece doğrudur? Bunları bir görmemiz lazım. Okumamız lazım. Değerlendirme ancak ondan sonra yapılabilir. Böyle duygusal çıkışlarla açıklamalar yaparsak, bu yanlış olur. Ama bizler Türkmen kardeşlerimize oraları terk etmelerini asla tavsiye etmeyiz. Onlar kendi topraklarında kalmalıdır. Geçen ziyaretime geldiler. ‘Biz, bu topraklarda doğduk, bu topraklarda ölürüz’ dediler; ‘Dedelerimizin bize vasiyeti var’ dediler. Ben onların o duygulu ifadelerini unutamam. Biz de tabii ki üzerimize ne düşerse sonuna kadar onu yaparız.

idamdan son anda yırttım

* 28 Şubat sürecinde haksız yargı kararları ile birçok insan mağdur edildi. 22 yıldır içerde olanlar var…

Ben öncelikle bu sorunuzdan dolayı teşekkür ediyorum. Mağduriyetlerin giderilmesini hatırlatma hususunda tabii ki medyaya da önemli görev düşüyor. Yakup bey, bu ülkede üzerinde hassasiyetle üzerinde durulması gereken bir durumu anlattığı kitabını bize hediye etti. 14 yaşında bir çocuğun idama mahkum olması düşünülecek birşey değil. Benim de idama mahkum edilmem istendi ama son anda yırttım. Bizi de apar topar götürüyorlardı. Niye şu yatırımı yaptık diye idamımızı istediler. O meşhur savcı vardı, Nuh Mete Yüksel.

Baktık bizim idamımızı istedi, Allah’tan adil bir hakime rastladık da, bir de nöbetçi mahkeme çıkardılar. Dedim tezgahı kurdular herhalde. Gerçek adalet sahibi olan Allah. Orada kararı verdi ve işi yırttık.

Şimdi Yakup’un kitabına bakınca çok üzüldüm, bir hakim bir savcı böyle bir 14 yaşındaki masumu ne yaparda idama mahkum eder. (Kendisi 11 yıl cezaevinde yatmış) O FETÖ denilen ahlaksız takımı, o namussuzlar nelere imza atmadılar. Sadece onlar değil. Yani beni de oraya götürenlerin verdiklerini size kimliği hakkında bilgi versem şaşarsınız. Adalet diye isteyenlerin şu anda kimlikdaşları bunlar. Aynı kimliği taşıyanlar o kararları verdiler. Bir tanesinin ismini verdim size…
CHP’ye hukuk dersi

*
 Ana muhalefet partisi ile yargı arasında son günlerde devam eden bir polemik var.
Şunu bir defa inanarak, bütün samimiyetimle söyleyeyim: CHP’nin bu yürüyüşü gerçekten “Sözde adalet yürüyüşü”dür. Zira CHP’nin öncelikle adalet kavramını, mefhumunu anlaması lazım. Bunu bir defa bilmiyorlar. Oysa adalet, sözle olmaz, ancak icraatla olur… Ama bunlarda icraatta adalet yok.

Danıştay Başkanımızın, Yargıtay Başkanımızın, ana muhalefetin söylemlerini yargıya, hukuka adeta müdahale gibi gördüklerini; bundan rahatsız olduklarını düşünüyorum. Muhtemelen bu sebepten dolayı, o yakışıksız söylemler karşısında, bunlara bir hukuk dersi verme noktasına gelmiş olmalılar..

Herhalde Kılıçdaroğlu’nun kalkıp da Zerrin Hanım’a hukuk dersi verecek hali yok. Onların daha çok mürekkep yalaması lazım. Aynı şekilde Yargıtay’a böyle birşey verecek hali yok. Daha çok mürekkep yalaması lazım. Ama bunlar (Kılıçdaroğlu) tabi haddini bilmiyor. İşte yanında bir hukukçusu var. Görüyorsunuz, öldürülen teröristlerin hakkını savunuyor. Ne hakkı ya? Bunlar terörist. İşte bir tanesi de Kılıçdaroğlu’nun Artvin’de kendisine eylem hazırlığında olan terörist ya… Bak, onu vurdular. Yahu teşekkür etmen lazım senin. Bırak teşekkürü, tam aksine gelip üzerine saldırıyorlar.

Bankaları sıkıştıracağız
 Kredi Garanti Fonu (KGF) Türkiye’de esnafı rahatlatıp bankaların kredi vermesinin önünü açmış oldu. Bir de 180 günlük program planınız vardı?
Bütün bakan arkadaşlarım hazırlıklarını Başbakanımıza getiriyor. Başbakanımız da çalışmalarını bitirip bana takdim edecek. Ben de çalışmaları bitirip adımlarımızı atacağız. Gelişmelerdeki güzelliklere baktığımızda bankaların kredi olayındaki tutuculuğunu kesinlikle aşacağız. Kesinlikle sıkıştıracağız. Devlet bankaları başta üzerine gideceğiz.
Özellikle yatırımcımızın krediye rahat erişebilmesi lazım ki bu adımlar atılabilsin. Bunun önünü devlet olarak açalım dedik açıldı ama bu yeterli değil. Bankaların da bu işi kolaylaştırması lazım, yüzde 15, 16’lara varan faizlerle olmaz. Aşağı çekilmesi lazım. Bu konuda sinyallerimizi verdik. Sayın Başbakanımızla ilgili bankaları konuşacağız. Diyeceğiz ki, bunu aşağı çekeceksiniz ona göre biz sürümden kazanacağız. Yatırımcıyı köşeye sıkıştırarak değil. Bunu yapınca hem yatırımda farklı bir süreç olacak. İnanıyorum ki Türkiye farklı bir kalkınma performansını elde edecek. Mesela Merkez Bankası döviz rezervi 135 milyar dolara kadar çıktı. Tam o Gezi noktasında oldu faiz 4,6’ydı. Zaten orada çılgına döndüler ve darbeyi vurdular. Bu ülkelerin adını vermeyeceğim, mercilerin adını siz de biliyorsunuz. Aynı şeyleri başka yerlerde yapıyorlar ama Türkiye’de başarılı olamadılar.
Onurumuzdan taviz vermeyiz

 Türkiye ile Almanya arasındaki gerginlik…

Bizim Alman halkıyla, Almanlarla hiç bir sorunumuz yok. Sorun, Almanya yönetimindeki yetkililerin yanlış tavırlarından kaynaklanıyor. Dolayısıyla yanlış tavırlara son verilmesi lazım. Saldırıları sürdürmeleri halinde, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak elbette onurumuzdan taviz veremeyiz. Almanya’nın şu anda teröre yataklık yapan bir ülke haline gelmesini normal karşılayamayız. Hatalı tavırlar dolayısıyla, Alman yönetimine kırgınlığımız var. Evet, seçim dönemindeler. Ama kimin kazandığı bizi pek ilgilendirmiyor.

 AB’deki kilit ülkelerde 3 gündem maddesi var deniliyor: Recep Tayyip Erdoğan…

Yani Recep-Tayyip-Erdoğan. (Gülüşmeler…)

 AK Parti İl Başkanları toplantısında, “Erdoğan size ne yaptı?” dediniz. Avrupa neye, hangi diziye reaksiyon gösteriyor?

Diriliş dizisine… (Gülüşmeler…)

 Cevabınızı alsak?

Bence yeterli… Her şeyi anlatmıyor mu?

www.yenisafak.com

 

 

 

Comments are closed.