FatmaBarbarosoğlu| Şehit Musa Özkalkan kadar cesur ve cömert olamayacağız, lakin…

26 Ocak 2018

328x328resized_b4809-9655fatmakbarbarosoglu2Önümüzdeki yılların savaşı, bir toprağı vatan bilenlerle, her yeri çiğnenecek toprak sananların arasında olacak.

“Zeytin Dalı” operasyonunda bütün dünya şu an bizi destekliyor gibi görünüyor. Gibi görünüyor dememin sebebi, medyanın Türkiye aleyhine algı operasyonu yapması yüzünden, Allah muhafaza her şey her an tersine dönebilir.

Malumunuz, küresel sermaye algı yönetimini en kolay medya üzerinden yapıyor.

Algı yönetimini, ülkemizin lehine çevirecek incelikli işlere ihtiyacımız var. Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı gibi, sanatın ve sivil toplumun her kademesinde de adam adama markaja ihtiyacımız var.

2000’li yıllarda şevk ile kurulan Kamu Diplomasisi Birimi çok iyi çalışıyor muhakkak. Nitekim, “Zeytin Dalı” operasyonunun siyasi ayağı çok iyi işledi. Lakin başlangıcın mükemmelliğinin süreç içinde devam edebilmesi için, Türkiye’nin bölge üzerindeki sorumluluğunun sanat üzerinden de anlatılması gerekiyor.
Kamu diplomasisi için sanat ayağının güdük kaldığını başından beri ifade ediyorum. Acıdır ki, aksayan yönleri söylediğiniz zaman  size pek kulak veren olmuyor. Sade suya tirit boş iltifatları sıralayanlardan kıymetlisi yok. Oysa en hakiki müttefik doğru eleştirileri yapan yol arkadaşıdır.

Önümüzdeki günlerin savaşı, vatan evladı olanlarla, paranın evladı olanlar arasında  geçeceğine göre, kendimizi Türkiye olarak en iyi anlatacağımız mecra sanat, kendimizi en iyi geliştireceğimiz alan ise bilimsel yatırımlar.

Küresel gelirin yarısını elinde tutan %1’in yıkıcı gücünü, dünyanın geri kalanına anlatmak için en kısa ve en derin yol sanat.

Sanat değince aklınıza Türk dizileri geliyor ve rahatlıyorsunuz.

Lakin, Türk dizileri Türk insanının yanlış temsili. Uzun vadede hanemize kâr olarak değil zarar olarak düşecek. Dizilerde yer alan entrika, hile ve aldatmaların bütün Türkiye böyle yaşıyor algısı ile seyredildiğini ne zaman idrak edeceğiz!
Hatırlayın, bir zamanlar biz de Dallas dizisini  Amerikan ailesini temsil ediyor diye izliyor, aman bizim aile yapımız ne kadar düzgün diye seviniyorduk.

Zaman içinde Dallas’ın tipik Amerikan ailesi olmadığını anlamak yerine, Dallasvari Türk dizileri  çekmeyi tercih ettik.

Her yeri kendinin bilen küresel sermayenin baronları, dünyayı kendi aralarında pay etme savaşı verirken; bilimsel gelişmeye harcadıkları para  ile varlıklarını, sonsuz ve sorunsuz kılmaya  uğraşıyor.

21. Yüzyıla, 20. Yüzyıl’ın refleksleri , teçhizatı ile dahil olamayız.

Her ne kadar atasözü yiğit düştüğü yerden kalkar dese de, postmodern dünyada kaybettiğimiz yerden kazanmamız mümkün değil.

Dün, tarım toplumu olarak kalıp modernleşmeye çalıştığımız için kaybettik. Bugün bilgi toplumunun sadece dijital tüketicileri olduğumuz için kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Vatanımızın vatan kalması için canını feda eden asker duyarlılığına  eş  sermaye duyarlılığı şart.

Cepheye giderken beş aylık kızının geleceğini değil, vatanı tarumar olmuş Türkmen balalarını düşünen Musa Özkalkan kadar cesur ve cömert olamayacağımız kesin. Ama sade suya tivit atarak, yazı yazarak yarın inşa edemeyeceğimizi de idrak etmemiz gerekiyor.

Musa Özalkan canını verdi. Vatanın bütünlüğü için binlerce şehidimiz canını verdi, vermeye devam edecek.

Asker, öz sorumluluğunu yerine getirirken; sivillerin, sermaye sahiplerinin, bilim insanlarının sade suya tirit “şehidimizi uğurluyoruz” deme hakkı yok.

Vatanın birliği ve bütünlüğü, istikbali için “bilgi toplumu” olma yolunda ilerlememiz gerekiyor.

Cevaplamamız gereken öncelikli soru şu: Bilimsel gelişmeler için yerli sermaye ne yapıyor?
Yurt dışından getirilen CEO’lar ile, inovasyon haftaları ile 21. yüzyıla dahil olmak pek kolay değil.

Caminin halısı yenilenecek dense seferber olan muhafazakar sermaye, sanat ve bilimsel gelişmeler konusunda neden bu kadar isteksiz, neden bu kadar duyarsız?

 

yeni şafak

Comments are closed.