14 Temmuz 2007, Irak Türkmenlerinin Kerkük'te uğradıkları en büyük katliamın 49. yıldönümüdür. Bu tarih, katliamlar zincirinde en önemli halka olduğu için unutulmaz ve bütün şehitler her yıl o gün rahmetle ve minnetle anılır. Irak Türkmen Cephesi, 14 Temmuz'u başlangıç alarak, 14-20 Temmuz tarihlerini "Irak Türkmenleri Şehitler Haftası" ilan etmiştir.
|
14 Temmuz 2008, Irak Türkmenlerinin Kerkük'te uğradıkları en büyük katliamın 49. yıldönümüdür. Bu tarih, katliamlar zincirinde en önemli halka olduğu için unutulmaz ve bütün şehitler her yıl o gün rahmetle ve minnetle anılır. Irak Türkmen Cephesi, 14 Temmuz'u başlangıç alarak, 14-20 Temmuz tarihlerini "Irak Türkmenleri Şehitler Haftası" ilan etmiştir.

IRAK TÜRKMENLERİ ŞEHİTLER HAFTASI
(14 - 20 TEMMUZ 2008)
"Önce kahvede koptu kıyamet
Kızıllar köpek sürüsü gibi saldırıyordu Üzerine her Türk'ün. Kanla yeniden yazılmaktaydı Kaderi Kerküğün. İlk şehîd Osman Bey oldu. Sonra İhsan Bey'i vurdular alçakça. Türk'ün asil evladı Binbaşı Ata Hayrullah'ı hiç sormayın! Ters yönde giden iki cipe bağladılar Ayaklarından; Sürüdüler yetmedi, Öldürdüler yetmedi, Sonunda bir ağaca astılar. İhtiyar demediler, suçsuz demediler, Milliyetçi diye oydular gözlerini, Gözlerini oydular Hacı Necmi'nin. Hasta yatağından kaldırıp Katlettiler Adil Hamit'i. Seyit Gani balta ile parça parça edildi. Gayrı bilinmiyordu Bu başlar kimin başı, Ya bu eller, ayaklar kimin? Bir mahalleye karşı koyarak Kahramanca can verdi İbrahim Ramazan Emel, Nihat, Cihat Üç kardeşi bir nefeste öldürdüler; Emelcik on dördüne yeni giriyordu. Birbirlerine sarılarak can verdi Nice yavrular. Sokaklar kan kusuyor, Analar bağrına taş basıyordu. Nûrdan birer ampul gibi sallanıyordu Elektrik direklerinde çıplak cesetler. Öyle bir haldeydi ki vahşeti köpeklerin; Sabır taşı olsaydı çatlardı kahrından, Tutulurdu dili olsa göklerin. Ne korkunç katliam ki Üç gün üç gece sürdü, Barzani Kürdü hâlâ kan istiyordu. Beşerin yüzkarası, silinmez bir lekeydi Kısacası: Vahşetten de öteydi vahşetin bu türlüsü..." Ayhan İNAL 14 Temmuz 1959 günü başlayan bu "vahşetten öte vahşet" Irak Türkmenleri'ne uygulanan ilk katliam olmadığı gibi sonuncusu da değildi. Ancak şairin ifadesi yerinde idi; insanlıktan nasiplenmeyen birtakım yaratıklar büyük bir hışımla saldırarak Kerkük'ü kana buladılar. 36 masum insan, yalnızca Türk oldukları için acımasızca katledildi. Hınçlarını alamayan gözü dönmüş yaratıklar onların cansız cesetlerine bile işkence etmekten geri durmadılar.
Türkmenler, 1920 yılından günümüze kadar Irak'ta 20'ye yakın katliama maruz kaldılar: 01- Kaçakaç Katliamı, Telafer - 1920 02- Levi Katliamı, Kerkük -1924 03- Gavurbağı Katliamı, Kerkük - 1946 04- Kerkük katliamı, 14-17 Temmuz 1959 05- Tazehurmatu Katliamı-1, 1979 06- Türkmen Liderlerin Katliamı, 16 Ocak 1980 07- Tazehurmatu Katliamı-2, 25 Mart 1991 08- Altunköprü Katliamı 28 Mart 1991 09- Erbil Katliamı, 31 Ağustos 1996 10- Tuzhurmatu Katliamı 22 Ağustos 2003 11- Telafer katliamı-1, 9 Eylül 2004 12- Telafer Katliamı-2, 21.02.2005 13- Musul katliamı, 24 Eylül 2005 14- Yengice Katliamı, 10 Mart 2006 15- Karatepe Katliamı, 4 Haziran 2006 16- Kerkük Katliamı, 13 Haziran 2006 17- Tavuk Katliamı, 8 Haziran 2007 18- Amirli Katliamı, 7 Temmuz 2007 Türkmen Cephesi (ITC) olarak, bu katliamlara dünya kamuoyunun dikkatini çekip Irak'taki Türk varlığının sistemli bir şekilde yok edilmeye çalışıldığını anlatabilmek için 2007 yılında 14 Temmuz - 20 Temmuz tarihleri arasını "Irak Türkmenleri Şehitler Haftası" olarak ilan etmiştik. Bu uygulama artık gelenekselleşerek şehitlerimizin hatıraları yad edilecektir. "Menem sultan Türkmenlerin tahtında Şehit oldum elli dokuz vaktında Güçlü heykel milletçin bıraktım da Men ölmerem; şehit menem, Türk menem. Men ölmerem, yurda can verdi özüm Savaşlarda hiç bükülmedi dizim Kerküklüyem, Türkmence dedim sözüm Men ölmerem; şehit menem, Türk menem. Men çiçeğim Telafer kucağında Uzanmışım Altınköprü Dağı'nda Şehit oldum gamlı Tisin Bağı'nda Men ölmerem; şehit menem, Türk menem. Keder gördüm men Erbil'in eriyem Tavukluyam, Türkmenlerin barıyam Kan dökmişem bir kemik bir deriyem Men ölmerem; şehit menem, Türk menem. Şükür olsun fermanımı yazana Rızkı verip görünmeyen gezene Bunu yazıp yemin eden ezana Men ölmerem; şehit menem, Türk menem. Halil SAÇIUZUN 1920 - 2007 yılları arasında Türkmenlere karşı uygulanan katliamlardan çoğunun sorumluları bu dünyadan göçüp gittiler. İçlerinde, Saddam Hüseyin gibi daha dünyada iken feci şekilde cezalandırılanlar olduysa da asıl hesaba Cenab-ı Allah tarafından çekileceklerine inanıyoruz. Türk Milleti tarih boyunca, zamanın şartları gereği fethettiği ülkelerde yaşayan topluluklara karşı katliamlarda bulunmadı, onların kültürlerine, dinlerine ve dillerine müdahale etmedi. Buna rağmen milletimiz dost elini uzattığı, söz ve güç sahibi olduğu dönemlerde iyilikten başka hiçbir şey düşünmediği toplulukların ihanetlerine uğraya uğraya bugünlere geldi. Onun içindir ki, "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" sözü bir gerçeğin ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. Bugün kısaca "Ortadoğu" diye adlandırılan Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Mısır coğrafyası ve Hicaz Bölgesi Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar Türkiye'nin birer parçası idiler. Tarihi mecburiyetten dolayı adı geçen bölgeler kontrolümüzden çıkınca oralarda bulunan kardeşlerimiz zulme ve işkenceye uğradılar. Bu da yetmedi, katliamlarla yok edilmeye çalışıldılar. Daha Osmanlı'nın hatırası taptaze iken 1920 yılının yaz aylarında Telafer'de yaşayan Türkmenler'e uygulanan ve tarihe Kaçakaç Katliamı olarak geçen menfur olay Türkmenlerin vatanlarına sahip çıkmak için verdikleri haklı mücadelelerinin sonunda vuku buldu. İngilizler bölgeyi işgal ettikten sonra Irak'ta kukla bir Krallık kurmuşlar, istedikleri gibi at oynatıyorlardı. Krallık verilen Araplarla bugün bölgede söz sahibi olmak isteyen Kürt aşiretler İngilizlere kul - köle olurlarken Telaferli Türkmenler direnmişler ve kukla yönetimi tanımamışlardı. Paylaşılamayan bir çocuğun hayatı söz konusu olduğu zaman sahte annenin kendini ele vermesi gibi ülke işgal edilince vatansızlar ortama uyarlarken vatanperverler başa baş dişe diş savaşırlar. Telaferde yaşayan Türkmenler de öyle yaptılar. Ancak karşılarında İngilizlerin düzenli ordusu vardı. Karaçuk Dağları'na çekilerek üç ay daha direndikten sonra geri döndüklerinde pek çoğu idam edildi. İngiliz işgaline karşı ilk ve en önemli direnişi onlar göstermişlerdi. İngiliz işgaline ve kurdurdukları yönetime başkaldıranlar yalnızca Telafer'de yaşayan Türkmenler değildi. Kerkük'lü Türkmenler, 1921 yılında yapılan halk oylamasında İngilizlerin kuklası durumundaki Kral Faysal aleyhine oy kullandıkları için kara listeye alındılar. Kerkük'ü kontrol altında tutan İngiliz paralı askerleri (gurkalar) her fırsatta onları tahrik ediyorlar, Kerküklüler büyük bir sabır gösteriyorlardı. 1924 yılının Ramazan Bayramı arefesinde (4 Mayıs) bir bakkaldan şeker alan İngiliz askeri parasını ödemeyince ortalık karıştı. Asker, bakkalın itirazına ateşle karşılık vermişti. İş giderek büyüdü ve ortalık savaş alanına döndü. Çarşı neredeyse baştan başa yakılıp yıkılmıştı. Bu bir vahşetti ve çok sayıda Türkmen şehit oldu. İngilizler gün oldu çekilip gittiler ama Türklerin çilesi bitmedi. Arapların hedefinde de Türkmenler vardı. 1946 yılında Gavurbağı'nda haklarını arayan petrol işçileri, 1959 Temmuzu'nda da yukarıda sözünü ettiğimiz "vahşetten de öte vahşet"le Kerküklü Türkler hedef alındı. Kırılıp dökülenin hesabını yapan bile olmadı. Çünkü hunharca şehit edilenler yürekleri dağlamıştı. Albay Ata Hayrullah, Dr. Yarbay İhsan Hayrullah, İş adamı Selahaddin Avcı, Devlet Memuru Mehmet Avcı, öğretmen Nihat Fuat Muhtar, öğrenci Cihat Fuat Muhtar, öğrenci Emel Fuat Muhtar, Çiftçi Kasım Neftçi, Serbest meslek sahibi Ali Neftçi, Kahvehane işleten Osman Hıdır, öğrenci Cahit Fahreddin, kahvehane işleten Zuhur İzzet Casım Çaycı, yine kahvehane işleticisi Şakır Zeynel, devlet memuru Gani Nakip, mühendis Kemal Abdussamed, teknisyen Fatih Yunus Ali, teknisyen Cuma Kamber, öğrenci Enver Abbas, öğrenci Kazım Abbas Bektaş, serbest meslek erbabı Hacı Necmeddin Abdullah, işçi Hasib Ali, işçi Nureddin Aziz, tamirci İbrahim Ramazan, öğrenci Abdulhalik İsmail, teknisyen Abdullah Ali Bayatlı, işçi Selahaddin Kayacı, öğrenci Abbas Kadir, polis memuru Selahaddin Köprülü, kasap İbrahim Hemze, öğretmen Adil Abdülhamid,, işçi Abdullah Ahmed, Habib Ali, Abdulgani Seyit Mehmed, Sadık Kaleli, Halil Şakır, Salah Terzi ve Kemal'in annesi olarak bilinen yaşlı bir kadın Türk oldukları için sorgusuz sualsiz katledildiler. Bu olaydan yirmi yıl sonra Tazehurmatu'da yaşayan Türkmenler de Irak yönetiminin hışmına uğradılar. Türkleri sindiremeyeceklerini anlayınca bu defa onların önde gelen kişilerine, liderlerine yöneldiler. Tazehurmatu'da Türkmenler katledilirken, Mart 1979'da Albay Abdullah Abdurrahman, Dr. Rıza Demirci, Adil Şerif ve Dr. Necdet Koçak da Kerkük'te tutuklandılar. Saddam Rejimi'nce tutuklananların sonu belli idi ve bu işin geri dönüşü yoktu. Türkmen liderler, 16 Ocak 1980'de idam edildiler. "Men ölmerem; şehit menem, Türk menem..." Şairin dediği gibi şehitler ölmezdi. Onlar bedenen terk-i diyar eyleseler de Türklük şuurunun giderek kökleşmesini sağladılar. Nitekim, bunun şuurunda olan büyük dava adamı Necdet Koçak, Saddam tarafından idam edilmeden bir gece önce kendisini görmeye müsaade edilen ailesi ve dava arkadaşlarına şunları söylüyordu: "Arkadaşlar, ağaç budandıkça yeşerir. Sizden ricam davayı bırakmayın ve sürdürmeye devam edin. Ben şu anda her zamankinden daha huzurluyum. Allah'ımın huzuruna gönül rahatlığıyla çıkıyorum. Bayrağı size teslim ediyorum. Bu bayrağı şerefle taşıyacağınızdan eminim. Doğruluktan ve Allah'ın yolundan asla şaşmayın. Allah'a emanet olunuz." Bizler, Necdet Koçak'ın vasiyetini yerine getirmekle yükümlüyüz. Çünkü; tarihiyle, kültürüyle, folkloruyla, mezarlıkları, çarşıları ve pazarlarıyla o diyarlar Türk'tür, Türk'ündür, bizimdir. Bin yıldan fazla o topraklara yar olup bulunduğumuz coğrafyayı vatanlaştırmışız. Bunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler katliamlara devam ettiler... 1991 yılında, Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgal etmesi üzerine başlayan 1. Körfez Savaşı Irak'ın yenilgisiyle sonuçlanınca ülkede bir kargaşa yaşandı. Saddam Hüseyin, daha çok Bağdat'ı koruma telaşına düştüğü için ülkenin güneyinde ve kuzeyinde otorite boşluğu oluşmuştu. Güneyde Şiîler ayaklanırken kuzeyde de Kürt gruplar işgal hareketlerine giriştiler. 18 Mart 1991 günü Kerkük'e giren işgalciler tapu ve nüfus dairelerini talan ederek pek çok vesikayı yok ettiler. Kürtler, önlerine çıkan bir fırsatı değerlendirerek bugünkü fiilî durumun temelini işte o günlerde atmışlardı. Kendi halkına karşı itibarı sarsılan Saddam bir şeyler yapmalı ve güç gösterisinde bulunarak otoritesini yeniden kurmalıydı. 1991 yılının Ramazan ayında tam teçhizatlı birliklerini olay bölgelerine gönderdiği zaman işgalciler zaten işlerini bitirip gitmişlerdi. Olan, içinde yaşadıkları devlete bağlı kalıp en güçsüz zamanında bile isyan etmeyen Türklere oldu. Ordu birlikleri Tuzhurmatu, Tavuk ve Tazehurmatu gibi Türk bölgelerini topa tutarak Kerkük'e doğru ilerlerken paniğe kapılan halk sağa sola dağılmaya başlamıştı. 27 Mart 1991 günü Kerkük'e giren ordu birlikleri oradan Altunköprü Kasabası'na yöneldiler. İşgalci ve talancı Kürt gruplarını bulamayınca öfkelerini suçsuz - günahsız insanlardan alma yoluna gittiler. 28 Mart günü iftar öncesi, Altunköprü'de oturan ve panik sırasında Kerkük'ten, Tavuk ve Tuzhurmatu'dan kaçarak oraya sığınan Türkmenlerden, çocuk, genç ve yaşlı demeden topladıkları tam 102 kişiyi alıp götürerek Dibis Kasabası yakınlarındaki Kayabaşı diye anılan yerde kurşuna dizdiler. Bugün Altunköprü Şehitliği'nde yatmakta olan şehitlerimiz şunlardır: 01-Ahmet Enver Abdullah-1942 02- Hazım Enver Abdullah-1962 03- Atilla Ahmet Enver - 1976 04- Turan Ahmet Enver -1974 05- Adnan Halit Menden -1958 06- Mehmet Halit Menden-1952 07- Oğuz Semi Emin-1983 08- Cengiz Mazlum Nuri- 1968 09- Mansur Mazlum Nuri-1967 10- Nuri Mazlum Nuri-1971 11- Hani Mithat izzet -1970 12- İsam Mithat İzzet-1964 13- Amir Mithat İzzet-1960 14- Melik Faysal Süleyman-1966 15- Şalan Faysal Süleyman-1967 16- Abbas Salh Sait-1973 17- Abdullah Kahya-1973 18- Ali Abdullah Kahya-1974 19- Abdusselam Reşit Hasan-1966 20- Adil Bayız Hurşit-1972 21- Ali Hüseyin Abbsa-1973 22- Atilla Nasih Bezirgan-1968 23- Ayat Kadır Rahman-1966 24- Aziz Ali Sait- 1955 25- Aziz TACIL-1953 26- Cabbar Sıduk-1957 27- Celil Fethi Mehemet- 1945 28- Cemal Ahmet Farac-1962 29- Cemal Şükür Sait-1964 30- Cevdat Haydar Behram-1959 31- Çetin Eesat Behçet-1974 32- Erdal İhsan Mahmut-1972 33- Erşat Hurşit Reşit-1955 34- Eyüp Salah Sait -1975 35- Fazil Cihat Fettah-1954 36- Halil Fettah-1945 37- Halil Fithi Mehemet-1956 38- Hamit Garip- 1942 39- Haşim Heydar-1968 40- Haşim Mehemet Tevik-1966 41- Kasim Mehmet Tevik-1962 42- Hayder Gaydan-1956 43- Hişam İhsan Ali-1971 44- Hüseyin Ali Ahmet -1958 45- Hiseyin Ali Ekber-1965 46- İhsan Ali Feyzulla-1932 47- İhsan Mahmut Veli- 1940 48- Mehemet Reşit Veli-1925 49- İmet Mehemet Reşit-1960 50- İsam Osman Cemil-1964 51- İsmail Şükür-1973 52- Yıldırım Kekir kerim-1979 53- Mehmut Attar -1940 54- Mehemet Selim-1982 55- Mustafa Süleyman19 74 56- İskandar Ali -1957 57- Necet Teki-1967 58- Necip Sait Salih-1957 59- Nevzat Kadır Rehman-1968 60- Nihat Abdulkerim Ali-1965 61- Nizamettin Şükür Hamdi-1958 62- Nurettin Terzi Ve İki Çocuğu 64- Orhan Hamit-1967 65- Osman Cemil-1930 66- Ömer Hurşit Salih-1936 67- Amir Ömer Hurşit-1954 68- Sabah Ahmet Hamdi-1944 69- Saddam Reşit Hasan -1971 70- Saip Tatar Kadir-1955 71- Salah Sait Salih-1938 72- Setter Rahman Aziz-1945 73- Suud Hattap Osman-1967 74- Şahap Ahmet Farac-1961 75- Şahin Nasih Bezirgan-1975 76- Şükür Hamdi Mehmet-1932 77- Tarik Bayız Hurşit-1963 78- Adnan Bayız Hurşit-1964 79- Yaşar Hamid Abdurrahmam-1965 80- Zaim İsmail Hasan -1961 81- Zeynelabidin Fazil -1946 82- Zeynelabdin İbrahim- 1975 83- Hesip Müşir Rıza-1953 84- Abdurrahman Müşir Riza-1995 85- Selam Reşit -1954 86- Nedam Reşit -1965 87- Hişam İhsan Ali Riza-1957 88- İhsan Ali Riza -1958 89- Mehmut Reşit -1954 90- Cünit Seet Behçet-1972 91- Cemil Süleyman Abbas-1983 92- Kemal Sabir Ahmet-1981 93- Sezer Cuma Ysin-1978 94- Sacida Hisam Tufik-1975 95- Şükriya Semin hasan-1944 96- Bedriya Halit-1936 97- Şamil Abdulrahim-1947 98- Kabil Abbas Burhan-1928 99- Rüştü Halil-1967 100- Nezar Mehdi-1957 101- Ercuman Gaylan Mehmet- 1956 102- Abdulmecid Abdulkerim-1941
I. Dünya Savaşı'ndan sonra bölgeyi İngilizler işgal etmişlerdi. Körfez Savaşları'ndan sonra bu defa İngilizleri de yanlarına alan Amerikalılar, "Irak'a demokrasi getirmek" iddiasıyla okyanus aşırı diyarlardan gelerek Irak'ı işgal ettiler. "Irak'ta demokrasi" kulağa hoş gelen bir söylemdi. Orada yaşayan Türkmenler de elbet bundan memnun olurlardı. Ancak ümitler kısa bir süre sonra boşa çıktı. Tıpkı 1918'de başlayan İngiliz işgali yıllarında ve sonrasında olduğu gibi ezilenler, hor görülüp itilerek katliama uğrayanlar hep Türkler oldu. Telaferliler, İngilizlerin olduğu gibi Amerikan askerlerinin de hışmına uğradılar. Erbil, Tuzhurmatu, Musul, Yengice, Karatepe, Kerkük, Tavuk ve Amirli'de Türkmen kıyımı devam etti. Kerkük'ün nüfus yapısı bütün dünyanın gözleri önünde değiştirildi. Yakılıp yıkılan eserlerine, o topraklardaki ruh haliyle doğup asırlardan beri dilden dile söylenegelen hoyratlarına, türkülerine, mezarlıklarına rağmen Türk varlığını yok sayıyorlar. Kısacası Türkler, öz yurtlarında garip hale düşürülmeye devam ediyorlar. Tıpkı, Kerküklü büyük şair Mustafa Gökkaya'nın yıllar önce yazdığı "Yaralı Kerkük" isimli şiirinde dile getirdiği gibi:
"Kerkük'üm karalıyem
Ciğerden yaralıyem El diyer "Bizim Kerkük!" Bilmem men haralıyem?"Böyle bir durum kabul edilemez. Bu, tarihe de ilme de hakarettir ve Türklük için daha büyük bir katliamdır. Tarih bunu affetmeyecek, er ya da geç sebep olanlardan hesabını soracaktır. Gerek Irak'taki eski ve yeni rejimler, gerekse işgal dönemlerindeki katliamlarda hayatlarını kaybeden bütün şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyor, haklı mücadelelerini sürdürmeye bir defa daha andiçiyoruz.
IRAK TÜRMEN CEPHESİ (ITC) TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ
Kerkuk.net
|