|
|
|
Medvedev Türkiye’de: Enerjinin Gücü |
|
|
|
|
11 Mayıs 2010, Salı
Bu haber
513
defa okunmuştur.
|
|
|
|
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, 10-11 Mayıs'ta Suriye'yi resmen ziyaret ettikten sonra 11-13 Mayıs'ta Türkiye'de olacak. Medvedev'in Türkiye ziyaretinde ikili ilişkiler, ticaret, içişleri bakanlıkları arasında güvenlik alanında işbirliğinin geliştirilmesi, hava ulaşımının geliştirilmesi, Samsun-Kavkaz limanları arasında tren feribot seferlerinin yapılması, Ankara ve Moskova'da kültür merkezlerinin açılması, 30 günlük ziyaretler için vize muafiyeti, Türkiye üzerinden Rusya Federasyonu'na giriş yapacak yabancılar için geri kabul anlaşması ve diğer bazı alanlarda ondan fazla anlaşma imzalanacak. Ayrıca, iki ülke arasında kurulan Üst Düzey Stratejik İşbirliği Konseyi'nin ilk toplantısı Ankara'da yapılacak. Konseyle birlikte Ankara-Moskova arasında ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, siyasi konular ve sivil toplum forumundan oluşan üç aşamalı stratejik yol haritası oluşturulacak. Ancak, Medvedev'i Ankara'ya getiren en önemli itici güç enerji alanında işbirliği. Türkiye'de ilk nükleer elektrik santrali ve Samsun-Ceyhan petrol boru hattının inşa edilmesi Moskova'nın ilgisini çekiyor. Bu iki konuda nihai anlaşmaların da imzalanması bekleniyor. 5-6 Mayıs'ta da Ankara'da hükümetler arası karma komisyon toplantısı yapılmıştı. Medvedev'in ziyareti sırasında imzalanması beklenen vize muafiyeti anlaşması aslında enerji alanındaki işbirliğinden de kalıcı sonuçlara yol açabilmesi nedeniyle önemsenmelidir. Çünkü, söz konusu anlaşma imzalandığı ve yürürlüğe girdiği takdirde iki ülke arasında siyasi, ekonomik, kültürel ve insani ilişkiler olağanüstü hızla gelişebilir. Böylece, iki ülke arasındaki Soğuk Savaş yıllarının soluk gölgesi de tamamen kaybolmuş olabilir. Ancak, Soğuk Savaş algılamasını tam olarak üzerinden atamamış olan Rusya Federasyonu bürokrasisinin vize muafiyeti anlaşmasını kısa sürede yürürlüğe sokmasını da beklememek gerekiyor. Soğuk Savaş'ın resme sona ermesiyle birlikte Ankara'da da bu dönem kapanmış olmasına rağmen, Moskova için henüz sözkonusu dönem bitmemiştir. Rus ders kitaplarında halen Türk imajı olumlu değildir. Türkler için vize almak, vize alsa bile gümrük kapılarından sorunsuz geçmek hala oldukça zordur. Türk işadamları için Rus bürokrasisi halen kabustur. Türk aydını (gazeteci, akademisyen vb.) için durum daha da kötüdür. Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi ‘ajan' sıfatını almanız an meselesidir. Rusya Federasyonu'nun Kıbrıs konusundaki tutumunda halen herhangi bir değişiklik olmamıştır. Putin'in Kıbrıs Türkleri'ne yönelik izolasyonun adil olmadığı, Ada'nın bir tarafına uygulanan ekonomik tecridin kesinlikle sonlandırılması ve kuzeyin açıkça ortaya koyduğu çözüme ulaşma arzusunun cesaretlendirilmesi gerektiği yönündeki ifadelerine rağmen, Rusya Federasyonu'nun Kıbrıs sorununa ilişkin tutumunda somut bir değişiklik meydana gelmemiştir. PKK/Kongra-Gel terörist örgütler listesine alınmamıştır. Terörle ilgili konular ikili ilişkilerde gündemin alt sıralarına itilmiştir. Bölgesel ve uluslararası düzeydeki gelişmelerin ve özellikle Rusya Federasyonu ile Avrupa-Atlantik dünyası ve NATO arasındaki anlaşmazlıkların (AKKA ve Uyarlanmış AKKA Anlaşmaları, ABD'nin Doğu Avrupa'ya füze ve füzesavar sistemleri konuşlandırması, NATO'nun Ukrayna ve Gürcistan'ın katılımıyla genişlemesi, vb.) Moskova-Ankara hattında pürüzler yaratma potansiyelinin bulunduğu da unutulmamalıdır. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmine baktığımızda da yıldan yıla Rusya Federasyonu lehine bozulan bir dış ticaret hacmi bulunmaktadır. Sonuç olarak beklenmedik gelişmeler olmadıkça, Rusya Federasyonu ile ikili ilişkilerden kaynaklanabilecek ciddi bir anlaşmazlık konusunun ortaya çıkması muhtemel görülmemektedir. Rus-Türk ilişkileri yıldan yıla düzelmektedir. Medvedev'in Türkiye ziyareti sonrası Türk-Rus ilişkilerinin de gelişecek gibi görünmesi sevindirici bir gelişme olacaktır
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hasan KANBOLAT
|
 |
|
|
|
|
Yazarın Çok Okunan Yazıları
|
|
|
|
|