: Fikret Ertan: Korsanlığın analizi...
Çarşamba, 08 Eylül 2010
Anasayfam yap
  
Sık Kullanılanlara Ekle
  
Ziyaretçi Defteri

 
Anasayfa İletişim Kunye
Kayıt Olun | Giriş Yapın

Untitled Page
Köşe Yazıları
Konuk Yazar
Irak’ta tehlike çanları - Fuat BOL
Yılmaz ÖZTUNA
Irak’tan çekilmek
Sami KOHEN
Türkiye için ne değişir?
Abülhamit BİLİCİ
Türk dünyasından sevindiren haber!
Murat YETKİN
ABD, Türkiye'ye 'Derin dalıyor'
Sami KOHEN
BM panelinden ne çıkacak?
::Tüm Köşe Yazıları::
Araştırma & Analiz
Irak’ta Seçim Sonrası Siyasal Süreç Nereye Gidiyor?

Bilgay DUMAN
Eksen Kayması Tartışması ve Türkiye-Ortadoğu İlişkileri

Veysel AYHAN
Mavi Marmara’ya Yapılan Saldırıyı Anlamak - Tarık Oğuzlu

Konuk Yazar
İsrail'in İnsani Yardım Gemilerine Saldırısı ve Beklentiler - Kürşad Turan

Konuk Yazar
Medvedev Türkiye’de: Enerjinin Gücü

Hasan KANBOLAT
Irakiye Listesi Lideri Iyad Allavi’nin ORSAM Konuşmasının Analizi

Veysel AYHAN
::Tüm Araştırma & Analizler::
Korsanlığın analizi...
01 Haziran 2010, Salı
Bu haber 190 defa okunmuştur.

Gazze'ye yardım konvoyu ile İsrail arasında bir problemin yaşanacağı baştan belliydi; zira İsrail günlerdir bu konvoyun Gazze'ye ulaşmasını engelleyeceğini söylüyor, buna karşılık İHH'nın önderliğindeki milletlerarası yardım teşekkülü de Gazze'ye ulaşıp gemilerdeki insani yardım malzemelerini Gazze yetkililerine teslim etmeye kararlı olduğunu ilan ediyordu.

Tavırlar böyle ve iki taraf da kararlı olunca taraflar arasında bir karşılaşmanın olacağı da ortadaydı. Önceden tahmin edilemeyen ise bu karşılaşmanın mahiyetiydi. İsrail bu karşılaşmada ne yapacaktı? Askerî olmayan tedbirlerle gemileri engellemeye mi çalışacaktı, yoksa askerî tedbirlere mi başvuracaktı? Önceden tahmini zor soru buydu.

İsrail bu tercihlerden birincisine başvurdu ve büyük bir faciaya yol açtı. Milletlerarası deniz hukuku sözleşmesini ihlal ederek açık denizlerde, İsrail karasularına 77 mil mesafede bulunan Mavi Marmara gemisine sabah 04.30'da helikopter indirmeli bir komando operasyonu düzenledi. Operasyonda en az 10 kişi ölürken onlarcası da yaralandı. Hem bu gemiyi hem de diğerlerini Aşdod Limanı'na zorla götürme yolunu seçti. Başka bir deyişle İsrail operasyonuyla açık denizlerde görülmeyen bir eşkıyalık, zorbalık, korsanlık örneğini açıkça ve fütursuzca ortaya koymuş ve bütün dünyanın tepkisi çekmiş oldu.

Başta da söylediğim gibi bu olay adeta 'geliyorum' diyen, beklenmesi gereken bir olaydı. Ancak buna ve diğer işaretlere rağmen önlenmesi ve vukuundan sonra yapılması gerekenler konusunda yeterli tedbirlerin ve yapılması gerekenlerin de önceden düşünülmediği, vukuunda devreye sokulacak bir planın olmadığı bir olay olarak da görülmeli ve değerlendirilmelidir son menfur olay bize göre.

Buna örnek vermek gerekirse, mesela yardım filosu havadan izlenmeliydi. Herhangi bir olay vukuunda en azından olay derhal ilgilere bildirilmeli, hatta olay havadan kameralarla da tespit edilip izlenmeliydi. İsrail ise önceden herhangi bir askerî operasyon konusunda muhakkak uyarılmalı, bunun yol açabileceği sonuçların çok ağır olacağı kendisine açıkça bildirilmeliydi. Bugün bunlar ve başkaları yapılmış olsaydı, durum çok farklı olabilirdi, Türkiye 'Ben İsrail'i önceden uyardım; ama o dinlemedi' diyebilirdi. Hatta İsrail'in muhtemel askerî operasyonu konusunda başta Amerika olmak üzere diğer büyük devletleri de önceden ikaz edebilirdi. Bunlar yapılabilirdi; ama ne yazık ki yapılmadı.

Bugüne gelirsek; bugün biz bu menfur saldırıyı tartışıp duruyor, karşılığında 'İsrail'e hangi tepkiyi gösterelim, ne yapalım, hangi yolu seçelim' diye düşünüp duruyoruz. Bu çerçevede, haklı olarak BM Güvenlik Konseyi'ni olağanüstü toplantıya çağırmış, İsrail ile planlanan 3 tatbikatı iptal etmiş; özetle diplomatik yoldan tepki göstermeyi tercih etmiş bulunuyoruz.

Diplomatik tepki elbette şart; bugünkü şartlarda da başka tercih de ortada görünmüyor. Bu tercihi, olay hakkında BM'nin bağımsız bir araştırma komisyonu kurup hemen devreye sokma teşebbüsleriyle de şimdiden güçlendirebiliriz. Nitekim, böylesi olaylarda bu tür komisyonlar kuruluyor. Buna örnek olarak da Lübnan Başbakanı merhum Refik Hariri, Pakistan Halk Partisi lideri merhum Benazir Butto'nun suikastlarını araştıran komisyonlar zikredilebilir. Türkiye de bu konuda gecikmeden ve deliller taze iken hemen başvurusunu yapmalı bize göre.

Diğer yandan, diplomatik bakımdan başka milletlerarası kuruluşlar da devreye sokulmalı elbette. Ayrıca, AB ve İKÖ'ye olay ve vahameti derhal anlatılmalı, tepkileri alınmalı. Bunlar ve başkaları muhtemelen yapılıyor. Bu bakımdan diplomatik yol sonuna kadar kullanılacak anlaşılan.

Ne var ki, bunlar yapılsa da İsrail'i şikâyetten öteye gitmeyecek. Şikâyetler ne kadar dinlenecek, ne kadar dikkate alınacak, söylemesi zor. Başkaları da İsrail'i yıllardır şikâyet ediyorlar; ama sonuç alamıyorlar.

'Bunları söylemesi çok acı ve üzücü; ama söylenmeleri de gerekiyor ki, neyin ne olduğunu bilelim ve ona göre hareket edelim, yeni yollar bulalım.' diyorum ben.

İsrail korsanlığının kısa ve erken analizi bize göre böyle...
 

Yazarın Arşivi
YORUMLAR geri dön | sayfa başı
Yorumunuz :
Yorum yapabilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
 

Fikret Ertan
Zaman
Yazarın Çok Okunan Yazıları
Kaç Iraklı öldü bi... 1121
Kerkük’ten mektup.... 883
Irak-Amerika güven... 872
Irak'ta önemli gün... 816
Komplocu kafa ve I... 776
Anahtar Kelimeler
7 Aktif Ziyareti,

17465986 Hits
KerkukNET RSS FEED Copyright © 2010 ITC
eXTReMe Tracker