• Türkçe
  • English
  • العربية
05 Nisan 2020

Telafer’den Türkiye‘ye

24 Mart 20204139
Behçet Efendioğlu

Şunu hayal edin; her gün yemek masasına oturduğunuzda ailenizi gözetliyorsunuz. Aklınızdan şunlar geçiyor; ya bugün masadan birini kaybetseydim veya ben olmasaydım nasıl olurdu?
Hep bu korku ve endişe ile yaşamaktasınız. Aklınızda annenizin çığlık sesleri canlanıyor. Evinizden yükselen sesler, ne kadar da zor bir durum değil mi?
Düşünmesi bile zor olan bu durumu ben ve bütün Telaferli çocuklar yaşadı.

 

Sene 2004 ve yaşadıklarım

ABD-Irak savaşında ilkokul 1. sınıfta, savaş ortasında eğitim hayatım başladı. O dönemde Telafer bölgesi Irak’ın, belki de dünyanın en tehlikeli bölgelerinden birisi idi. Yıllar geçti, 2006 ve 2007 senesinde evimizden sürgün edildik. “Kaça kaç” olarak adlandırdığımız sürgün başladı. Sokaklarda uyuyan aileleri mi sayayım yoksa çocuğunu, babasını veya kardeşini kaybedenleri mi? Kimileri günlerdir aç, kimileri hasta, kimileri ise yaralı. Tam bir felaket sahnesi. Havadaki uçak sesleri kara bulutların uğultusunu andırmakta idi. Sonrasında ise yağmur gibi yağan bombalar. Sosyal aktivite veya refah asla söz konusu değildi. İnsanlar sadece yaşamını sürdürme ve hayata tutunma peşindeydiler. Daha fazla uzatmayacağım. Bu seneler açlık, fakirlik ve savaş içinde geçti. Bütün bu geçen zaman boyunca düşündüğüm tek bir şey vardı. O da; büyüyünce ben ne olacağım, Telafer ve Türkmeneli için, oradaki çocuklar, kadınlar, yaşlılar için ve bütün herkes için neler yapacağım?
Gerçi bunları düşünmek için daha küçük sayılabilirim. Ancak nedense her zaman düşündüğüm şeylerdi bunlar.

 

10 yıl sonrası ve yaşadıklarım: 2014 IŞİD işgali

Geçen 10 yılın içerisinde başladığım okul hayatımın sonuna gelmiştim neredeyse. Lise son sınıfında, üniversiteye girmeme bir sene var. Önceden yaşadığım sürgünlüğün daha zorunu tekrar yaşadım. Acısı ile tatlısı ile çocukluğumu geçirdiğim Telafer’i, IŞİD adlı terör örgütü işgal etmişti. Bu sefer hayata tutunmak için, yasal olmayan yol seçip, Telafer’i istemeyerek de olsa terk edip, hayatımı kurtarmaya gittim. Önce Suriye daha sonra ise Türkiye’ye geldim. Yine hayal edin; Ankara’daki Kızılay meydanının ortasında, kış mevsiminde, aciz bedeninizin üstünde tek bir kıyafetiniz var. Cebinizde ise 5 kuruş paranız yok. Yabancı bir şehirde ne komşu var ne akraba. Herkes işine veya okuluna koşarken senin ne işin var ne de okulun. 7 milyon nüfûslu şehir bomboş gibi gözüküyor size. Dünya ise bir halkadan çok daha dar.

Hayal etmesine bile tahammül edemeyeceğiniz bu şeyleri yaşadım işte. Gerçi ben kendimi diğer Telaferli hemşehrilerimden daha şanslı saymaktaydım. Benim yanımda duran iki ağabeyim vardı. Ancak benim yaşımda olan birçok Telaferli gencin ne ağabeyi ne de bir başka aile ferdi vardı yanında. Bazı günler aç, bazı günler ise uykusuzlukla geçti. Ancak yine de zaman geçti. Ankara’da bulunan başka göçmenlerle bir sohbetim sırasında, Irak Eğitim Bakanlığının Ankara’daki göçmenler için okul açtığını öğrendim. Temasa geçip, adımı kayıt ettirdim. Okulumu okumaya devam ettiğim sırada ailem yanıma geldi. Okuldan mezun oldum ve üniversiteyi kazandım.

Günlerden bir gün, içinde hiç kimsenin sesini çıkarmadığı evimizin balkonunda otururken, hayatım film şeridi gibi gözümün önünde canlanmaya başladı. Çektiğimiz acılar, sürgünler, yakın arkadaşlarımızı kaybetmemiz, akrabalarımızın kör kurşunlarla şehit edilmesi ve daha nice nice şeyler. Bunlar gözümün önünde canlanırken, milletime nasıl faydalı olabilirim diye düşünmeye koyuldum tekrardan. Uzunca bir düşünmenin sonucunda ise kararımı aldım. Üniversitede Radyo TV ve Sinema bölümünü okuyacağım dedim. Telafer hakkında köşe yazıları yazıp, orada yaşayan kadınların, çocukların, yaşlıların ve halkın sesini duyuracağım. Türkmeneli’nin en kuzey şehri olan Telafer’in tarihini, dilini, kültürünü ve örf ile adetlerini tüm dünyaya tanıtacağım. Mal varlığım el verdiği taktirde belgesel veya film çekeceğim. İşte bu hayallerle bu bölümü seçtim. Bugün üniversitede son sınıftayım ve düşüncem hâlâ aynı ve ilk günkü gibi hiç değişmedi.

Ey Telaferli gençler! Edebiyata, sinemaya, gazeteciliğe, şiire ve kitaplar yazmaya özen gösterip, önem verin. Bir genç isterse her şeyi başarır. Yeter ki azıcık da olsa cesaretli olması lazım. Belki hepiniz benden daha zor hayat yaşamışsınızdır. Benden daha yüksek yerlere de ulaşmış olabilirsiniz. Lâkin bunları yazmamışsınız. Yazıp da sizden sonra gelenleri, belki zamanınız olmadığı için motive edememişsinizdir. Ancak bugün benim hayallerimi ve hayat hikâyemi anlattığım gibi sizlerin de anlatmasını dilerim.

 

Medya 4. güç

Büyük devletler, 2. Dünya Savaşından bu yana medyayı bir güç aracı olarak kullanmaktadır. Fakat dönüp baktığımızda bu gücü bizlerin iyi kullanmadığı görünmektedir. Bu nedenlerden dolayıdır ki Telafer ve Türkmeneli bölgesinin çektiği bütün acıları ve zulümleri dünyaya ciddi anlamda aktaramadığımızı da görüyoruz. Medyanın Telafer ve Türkmeneli bölgesinde pasif kalmasının nedeni, maalesef ki gerçek anlamda kültür merkezlerinin ve kütüphanelerin bulunmamasıdır. Gençleri kitap okumaya, dergi ve gazete çıkarmaya ve fotoğraf çekmeye teşvik eden kültür merkezlerinin mevcut olmaması, savaştan kaynaklı olabilir elbette. Ancak günümüzde İnternet sayesinde herkesin aktif bir birey olduğu gerçeğini hiç kimse değiştiremez.
Bu dönemde bizler Türkmen gençler olarak, sosyal medya üzerinden makaleler yazıp, bizden sonra gelen nesilleri kitap okumaya, gazete ve dergi çıkarmaya, medya içeriği üretmeye teşvik edersek, dilimizi, kültürümüzü ve tarihimizi kamuoyuna ve dünyaya tanıtabileceğiz. Kanadalı yazar Mcluhan’ın “Küresel Köy“ adlı kitabında dediği gibi, “Dünya tıpkı bir köy gibidir.” Bu dönemde artık küçük veya büyük şehir demeden herkes tek köyde yaşarcasına sesini duyurabilecektir. Bu nedenlerden dolayı kim bizi duyacak, kim bizi dinleyecek gibi umutsuzluğa kapılmadan, yorulmadan çalışıcağız ve 4. gücü iyi kullanarak, halkımızın çekmiş olduğu esaretleri, yok saymaları, ambargoları duyuracağız ve kamuoyunda ses yaratacağız.

 

Behçet Efendioğlu

İlgili Haberler


Hakkımızda

Yayın hayatına 30 Nisan 2019 tarihinde başlayan Kerkük Net Haber Ajansı, Türkmeneli başta olmak üzere bölgeyi ilgilendiren başlıca konularda dünya kamuoyuna tarafsız haber akışı sağlamayı ilke edinmiştir. Irak Türkleri’nin millî davasına medya yolu ile hizmet gösteren bir kurumdur.


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin



Twitter

@kerkuknet – 2 gün

Irak Türkmenleri adına Elazığ ve Malatya’daki depremzedelere tıbbi yardımda bulunmak üzere bölgeye giden Türkmen Do…

@kerkuknet – 2 gün

Türkmeneli Dernekler Federasyonu Başkanı Dr. Aydın Bayatlı Konya’da çalıştığı hastanede Korona virüse yakalandı.

@kerkuknet – 3 gün

Sokağa çıkma yasağı 19 Nisan’a kadar uzatılan Kerkük’teki Emniyet Güçleri, sıkı kontrol noktalarını şehrin farklı b…