• Türkçe
  • English
  • العربية
03 Haziran 2020

Neden Ben Değilim?

4 Mayıs 20206786
Hüseyin Ali Himetli

Her yeni gün belki sizler için bir başlangıç, belki de sadece takvimden eksilen bir yaprak… Ancak bazılarımız için öyle mi? Kim bilir belki bugün ondan annesini, babasını ya da yavrusunu kopartacak kara bir gündür…

Bugün yeni bir sabaha uyandığınızda annenizi, babanızı ya da ailenizin bütün neferlerini görebiliyor musunuz?

Görebiliyorsanız eğer, canınızdan bir parçanın kopartılıp bir hiç uğruna sebepsizce ebediyete gittiğini bir düşünsenize.

 

Sen kardeşim! Evet sen!..

Bugün gözlerini açtığında kardeşini, eşini, anneni, babanı ya da canından çok sevdiğin tırnağının ucu kırılsa yüreğinin yandığı, o cennet kokulu evladını görebiliyorsun değil mi? Öyleyse sen birçoklarından daha şanslısın; Çünkü hâlâ ruhun bedeninde ve sevdiklerin senin gölgende…

 


 

Dünyaya gözümü açtığımda bir savaş ortamında olduğumu idrak ettim; anladım ki vahim günler beni bekliyordu ve hikayem o andan beri başladı… Türkmeneli’nin Telafer şehrinde doğmak ve Türkmen olmak hayattaki en büyük gurur kaynağım olmuştur. Bu özellik herkese nasip olmaz.

 

 

Hiçbir şey anlamazken kendime şu soruyu sorduğumu hatırlıyorum: Neden güçlü olup herkesin arasında barışa doğru yol açan ben değilim?

Bu soru yaşıma göre belki çok erken olabilirdi ama gözümün önünde anneler feryad ederken babalar “Vah evladım!” diyerek ağlarken, çocukların “Babamı verin! Götürmeyin!” çığlıkları hâlâ kulaklarımda çınlamaktadır. Bu olanları hiçbir zaman unutamadım ve bir şey yapmam lazım diye düşündüm. Ancak ne yazık ki yaşım, hayallerimi hayata geçirmeye el vermemiş, ailemin endişesi, temel eğitimimin devam etmesi derken 2007’de Kaide terör örgütü okulları tehdit ile kapattırdı. Biz o zamanlar çocuktuk, ne anlardık ki? Seviniyorduk tatil diye ama bizim geleceğimizi kast ettiklerini ve bizim cehalet içinde bırakılmamızın amaçlandığını sonradan anlamıştık.

Aileme ve sevdiklerime bir şey olur diye düşünerek kaygılandığım anlar güçsüz anlarımdan biriydi. Çevremdekileri, hiç kimseye en ufak zarar gelmeden kurtarabilmenin endişesi ile yaşıyordum o küçücük yaşıma rağmen. Kaide terör örgütü zayıfladı ve hayat normale döndü diye sevinmişken, bir gece ansızın 2013’teki IŞİD işgali ile karşılaştık. Telafer’in en hassas dönemlerine girmiştik. Birçok ilde hükümete karşı kötü hizmet şartlarını protesto etmek amacıyla eylemler başlamış, ancak bu eylemler hiçbir hizmetlerin olmadığı, hükümet tarafından göz ardı edilen Telafer’de başlamamıştı. Emniyet güçleri, mezhep çatışmasının tekrardan ortaya çıkmasını engellemek için tedbirler alıyor, eylem yapılmasına izin vermiyordu.

 

Telafer’in 1920’den bugüne kadar en karanlık dönemi olan IŞİD işgali, ne kadar zor geçmiş olsa da, yine her zamanki gibi yıkılmadı. IŞİD bu topraklarda Telafer Kalesi’ni yıkarak tarihimizi, gençleri kandırarak da geleceğimizi çalmış oldu. Telafer’in bütün gençleri IŞiD’in en büyük hedefiydi. Gençleri İslam adı ile kandırabilmenin peşinde olan teröristler, nitekim birçok Telaferli genci de kandırarak başarılı oldular. Fakat bu meselede bütün gençlerin kandırıldığını söylemek abartı olacaktır. IŞİD’e katılan gençleri bazıları tehditler neticesinde, bazıları ise açlıktan dolayı bu örgütün üyesi oldular. IŞİD’li teröristlerin demeye çalıştığı şey ise, “Kim bizimle olursa karnı doyar, bizimle olmayan aç kalıp işkence çeker.” Fakat ben bunlara dayanamadım ve üzülerek, doğduğum, büyüdüğüm toprakları terk etmem gerektiğinin farkına vardım. Güzel günlerim, acı dolu anılarım, hepsi gözlerimin önünden geçmekte idi. Herkese veda ettim. Doğduğum eve, okuduğum okula, oynadığım sokağa ve çocukluğumu yaşayamadığım, gençliğimde doyamadığım Telafer’e veda ettim. Tekrardan görüşüp, görüşemeyeceğimi düşündüğüm herkes ile vedalaştım…

Yurdumdan ne kadar uzakta olsam da ancak Telafer için çalışmaktan, Telafer’i yazmaktan hiçbir zaman bıkmadım. Telafer’de gençlere verilmeyen, verilmek istenmeyen önemi Telafer’den uzaklarda gördüm. Telafer’deki gençlere hiçbir zaman yetki, mevki ve güç verilmedi. Verilmişse de cahil, eğitimsiz birilerine verilmişti. Her zaman gençler alet olarak kullanmışlardı. Ortam putçu ve cahillerle dolmuştu o yüzden bir çok genç IŞİD’e alet oldular, talan oldular.

Büyüklerimizin bu sözü hiçbir zaman aklımdan çıkmıyor: “Susun! Siz yapamazsınız. Karışmayın!”. Bu söze hiç itibar etmeden “Biz genciz. Yaparız. Güçlüyüz” diyerek koyduğum hedeflerin peşinden koştum. Düştüm, yine kalkıp koştum. Vurdular, yaramı sarıp yine koştum. Pes etmedim!

 

Son olarak ise Telafer’den Mendeli’ye kadar zulüm altında yaşayan bütün Türkmen gençlerine sesleniyorum:

Pes etmeyin, hedef koyun! İleriye, hedefinize doğru koşun. Düşerseniz kalkın, durmayın. Hatırlayın ki anneniz, babanız, dostunuz, sevgiliniz, huzurlu yaşamak istiyor. Onları mahcup etmeyin. Kalkın ve yaranızı sarın. Fani olan bu dünyada hak dışında hiçbir şeyden korkmayın…

 

 

Hüseyin Ali Himetli

İlgili Haberler

8 Mayıs 2020

Ey Türkmen Gençleri

6 Mayıs 2020

Unutkan Telafer


Hakkımızda

Yayın hayatına 30 Nisan 2019 tarihinde başlayan Kerkük Net Haber Ajansı, Türkmeneli başta olmak üzere bölgeyi ilgilendiren başlıca konularda dünya kamuoyuna tarafsız haber akışı sağlamayı ilke edinmiştir. Irak Türkleri’nin millî davasına medya yolu ile hizmet gösteren bir kurumdur.


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin



Twitter

@kerkuknet – 1 hafta

Camiye gitmenin yasak olmasına rağmen Kerkük halkı, cami önlerinde Bayram namazlarını kıldı.

@kerkuknet – 2 hafta

Kerkük Net, size iyi bayramlar diler.

@kerkuknet – 2 hafta

Irak Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Erşat Salihi, dün gece geç saatlerde ailesi tarafından sokağa atı…