• Türkçe
  • English
  • العربية
03 Haziran 2020

Vatan Uğruna 11 Evladını Veren Teyze

22 Mayıs 20202078
Muhammed Efendioğlu - Vatan Uğruna 11 Evladını Veren Teyze

Bizler, daha doğrusu Türkmenler her aileden şehitleri olan bir milletizdir. 100 yılı aşkın bir süredir Irak’ta ana gündemimiz şehitler olmuştur. Malumunuz, mübarek Ramazan ayının son günlerini yaşamaktayız. Bazılarının dediklerine göre yarın günlerden “Arife” ve kısmet nasip olursa ertesi gün de mübarek Ramazan Bayramını kutlayacağız.

Hani derler ya; ’’Nerede o eski Bayramlar.’’ diye, her ne kadar abartılı bir söyleyiş olsa da hakikaten bambaşka duygular ile yaşanırdı eski Bayramlarda. Bayramdan bir ya da iki gün önce hazırlıklar yapılırdı. Hatta bazı ailelerde Kadir gecesinin hemen ardından Bayram hazırlıkları yapılmaya başlanırdı. Evlerde temizlik yapılır, evin erkekleri tıraş olur, evdeki herkes için de yeni elbiseler alınırdı. Bütçe sıkıntısı yaşansa bile her aile Bayramlık alışverişini yapardı. Konağa ikram etmek için çiklet, mülebes, külçe ve çikolatalar hazırlanırdı. Fakat bazı aileler bu saydığımız hazırlıkların hiçbirisini yapamamakta idi. Bu hazırlıkları yapamayanlar,  şehit aileleridir. Herkes için Bayram neşe, hoşgörü, sevinç olsa bile, onlar için bayram acı ve hüzündü.

 

Aslında Bayram insanlar için mutluluk, neşe ve saadet kaynağı demektir. Peki, bizler mutlu muyuz, geleceğe umut ile güvenle bakabiliyor muyuz?

Evet, iki gün sonra Bayram! Bizler belki namazlarımızı kılıp daha sonra yavrusu olanlarımız, yavrularını öpüp ceplerine harçlıklar koymaya çalışacaktır. Peki bir yetim yavru ’’Bu gün bayram ise, nerede benim babam?’’ dediğinde ona verecek yanıtımız olacak mıdır bilemiyorum?

Yetimlerin, çaresizlerin, duvaklı dul kalmış olan gelinlerin acılarını dindirmek adına atılan adımımız yoksa, bizim bayram kutlamaya hakkımızın olduğunu sanmıyorum. Hatta kâinatın Efendisi Peygamber (S.A.V) bu hususta şöyle zikrediyor “Müminler bir binanın kenetlenmiş tuğlaları gibidir, binanın bir tuğlası düştüğünde tüm binanın zarar gördüğü gibi zarar görmeleri lazımdır’’ buyurmasını bir insan vücuduna da benzetebiliriz. Vücudumuzda herhangi bir yerimiz rahatsızlandığında; diğer tüm organlarımızın da acı duyduğu gerçeğini bizlere açıklamıştır.

 

Türkmeneli’mizde birçok ailenin yüreğine yaşanan sıkıntılar sebebiyle kan damlıyor maalesef. Kan damlayanların en başında da şehit analarımız geliyor. Her bayram olduğu gibi bu bayram da gözleri yaşlı yüreği buruk geçiriyor. Şehit anası olmak gerçekten çok zor. Herkes böyle bir günde annesine sevgiyle koşarken, elini saygıyla öperken, o analarımız da evladının başını okşarken; şehit analarımız bu duygudan mahrumdurlar. Yorgun adımlarla sabahın şafağında mezarlığa, şehit evlatlarına büyük bir özlemle koşması yürek burkup, acı verirken canı, ciğeri yanmayan var mıdır?

İçimizi yakan işte bu acı gerçek. Neredeyse her bayram yaşanıyor bunlar ve gözümüz ile de şahit oluyoruz.

Şehit analarımızın yüreğine ve içlerine yıldırım gibi düşen şehit acısı, büyük ve tanımsız bir acıdır. Aradan yıllar geçerse geçsin, şehit acısı ana yüreğinde hep ilk günkü gibi taze kalıyor. Artık o acıyı ana yüreklerinden söküp atmak, tam anlamıyla imkânsızdır. Doğrusu şehit analarımız kalan hayatlarını gerçek tadında yaşayamaz oluyorlar. En mutlu ve keyifli olduklarını düşündüğümüz anlarda bile yüreklerindeki şehit acısı en öne çıktığı görülür.

Şehit aileleri için bayramın gelişi iç acıtır, canlar yakar ve gözyaşlarını döktürür. Yaşanan tarifsiz acılar onlar için bayramın tadını kaçırmıştır. Onlar için bayram acı, hüzün, kimsesizlik ve yalnızlıktır. Şehit analarımız vatanı yaşatmak için en sevdikleri, en kıymetlilerini toprağa gömmüş kimselerdir. Hatta gramerciler yazdıkları sözlüklerde ’’evlat acısı çeken’’ anlamına sözcük bulamamışlar. Anası ölene ‘’öksüz’’, babası ölene ‘’yetim’’, kocası ölene ‘’dul’’ denmiş. Fakat evladı ölene hiç bir şey söylenmemiştir. Çünkü bu acıya isim bile konamaz.

Gelelim bizim asıl konumuza bilindiği gibi 2003’ten bu yana Türkmeneli’de ya da Irak’ta Nasırıya vilayetinden sonra en çok şehit veren yer Telafer’dir ardından ise Türkmen ilçesi Tuzhurmatu gelmektedir. Türkmen Telafer’de nerdeyse her evde bir şehit vardır. Her evde bir acı ve bir hüzün mevcuttur. Hele ki 2014 yılı terör örgütü IŞİD’in işgal olayları tarihinden sonra, şehit kervanları da bitmek nedir bilmemekte idi. Cebel-i Sersar’dan saymış olursak bir günün içinde 45 şehit, Eski Musul’da 63 ve Suriye yollarında düşenler… Yüzlerce kahramanı toprağa vermiş bir bölgedir Telafer. Telafer’in her adı geçtiğinde ‘’Şehitler Diyarı’’ diye anılmaktadır.. Türkmen Telafer’de binlerce şehit analarından birisinin adı Meyyese Zennün Bakkal Teyze’dir.

 

Analar hüzünlü, çileli ve dertli analar. Dokuz ay karnında taşıdığı, sütüyle beslediği, yemeyip yedirdiği, giymeyip giydirdiği, yüzüne bakmaya kıyamadığı 11 yavrusunu toprağa veren Meyyese Zennün Bakkal teyze on sekiz yetim besleyen Telaferli bir anadır.. O anne 1936 doğumlu olup, 83 yaşındadır. Bakkal aşiretine mensup olan Meyyese Teyze yaşlılığına ve sağlık problemlerine rağmen bugüne kadar hiç aksatmadan her fırsatta şehit yavrularının yanına, mezarlığa giden kıymetli bir teyzemizdir. Meyyese Teyze son 17 yılda 17 Ramazan bayramı geçirdi. 17 yıldır şehit evlatlarının gelmediğini söylemekteydi bizlere. Meyyese Teyze 2006-2007 yıllarında El- Kaide terör örgütünün patlattığı patlamada 2 yavrusunu Ali Ekber Bakkal ve Cevat Bakkal’ı aynı anda kaybetmişti.  Yarası iyileşmeden, giymiş olduğu siyahı üstünden henüz atmamışken, birkaç ay sonra yine bir patlamada başka bir evladı olan Kasım da şehit düştü. Bunların en üzücüsü de 16 Haziran 2014 yılındaydı. Sabahın köründen itibaren gün boyu havan toplarıyla saldırılar düzenlendi Şehitler Diyarı Telafer’e. Bir taraftan çocuk çığlıkları diğer bir taraftan ambulansların sesi, gök kapkara, herkes korku içindeydi. dünyanın sonu gelmiş bir gün gibiydi. Meyyese Teyze de herkes gibi havanın karamasıyla Telafer’den 80 kilometre uzaklıkta bulunan Sincar ilçesine yerleşiyor. Çocuklar yalınkat, aç, susuz ve hava sıcaklığı 40’tan fazla idi. İşte o köyde olan oldu. Başa gelmeyen işte o gece oldu. Gece saat 1 uyuyormuşlar telefon çalıyor. ‘’Kaçın geldiler peşimizi bırakmıyorlar’’ diye bir çağrı gelmişti kendilerine. Bu esnada hazırlanır hazırlanmaz Meyyese Teyzeler yine havan toplarının sesi gelmeye başlıyor. Ailesi kalabalık olduğu için iki arabaya ayarlanıyorlar. İşte o anda kaçan kurtuluyor, fakat bir gün bir gece 8 evladını nerede kaldılar şu ana kadar neredeler bilmiyor Meyyese Teyze. Meyyese Teyze hayattan bihaber yaşar. Her bayram ya da her Perşembe günleri Telafer Mezarlığı ikinci adresi olur kendisi için. Kendi kendine yavrularıyla konuşmaları devam eder. ‘’Ben geldim yavrularım. Açın gözlerinizi ananızla biraz sohbet muhabbet edin.’’ diye. Mezarlığın karşısından geçenler de Meyyese Teyzeyi deli sanırlar. Bilmezler ki o 11 yavrusunu şehit veren bir anadır.  İşte Meyyese Teyze öyle hüzünlü, acılı ve dertli analarımızdan sadece birisidir.

Hep buna düşünmekteyim, ne zaman bir bayram gelse, içimi tanım edemediğim bir üzüntü, keder, yüzümü anlam veremediğim bir sıkıntı kaplar. Bilirim, çok niyet etsek de bu bayramda yetimlerin yüzü gülmeyecek, yoksula el uzatılmayacaktır. Bilirim, bizim pırıltılı ve ışıltılı evlerimizde çocuklarımız yeni bayramlıklarıyla sevinç çığlıkları atarken, kapılarını hiç çalmadığımız, hallerini hiç bilmediğimiz yetim sofralarına, yoksul evlerine karanlık bir başka çökecektir.

Yazıyı çok fazla uzatman bunu hatırlatmak istiyorum. Gelin bu bayram Meyyese Teyzeler gibi şehit analarımıza evlat olalım. Ellerini öpelim, bayramlaşalım, yüklerini biraz da olsa hafifletelim. Şehit analarımızın ellerini öpmek rahatlık verir insana. Yavruları her ne olursa olsun şehit gittiler öbür dünyaya. Torunlarına bakmak onları sormak bize kalmış. Yardım edelim, yardımcı olalım…

 


 

Son olarak tüm Türkmeneli’deki şehitlerimize Allah’tan rahmet ve ailelerine sabır vermesini niyaz edelim. Siz değerli okuyucuları aşağıdaki şiir ile baş başa bırakıyorum.

 

Un çıxardı xanımdan

Dost ahbabım kucaklardım canımdan

İndi yiyen yoxtu zadımdan

Bayram söyle neye geldin yanıma?

 

Üregim yandırdı ayrılıx ataşı

Hasretim eridir dağ ile taşı

Gene zehir oldu bayramın aşı

Bayram söyle neye geldin yanıma?

 

Yerimizden yurdumuzdan ayrıldux

Torpax kimi yerimizde savruldux

Elimize gülümüze kavruldux

Bayram söyle neye geldin yanıma?

 

Gene Bayram geldi kaldıx bacı kardaşsız

Sekkiz Bayram zad yemedux göz yaşsız

Gene haraya gidex, kaldıx kimsesiz

Bayram söyle neye geldin yanıma?

 

 

Şehitler:

Ali Ekber Bakkal

Ali Asğar Bakkal

Cevat Bakkal

Talip Bakkal

Muhammed Bakkal

Kasım Bakkal

Hatim Bakkal

Abidin Bakkal

Mustafa Bakkal

Aliye Bakkal

Sacide Bakkal

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Hakkımızda

Yayın hayatına 30 Nisan 2019 tarihinde başlayan Kerkük Net Haber Ajansı, Türkmeneli başta olmak üzere bölgeyi ilgilendiren başlıca konularda dünya kamuoyuna tarafsız haber akışı sağlamayı ilke edinmiştir. Irak Türkleri’nin millî davasına medya yolu ile hizmet gösteren bir kurumdur.


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin



Twitter

@kerkuknet – 1 hafta

Camiye gitmenin yasak olmasına rağmen Kerkük halkı, cami önlerinde Bayram namazlarını kıldı.

@kerkuknet – 2 hafta

Kerkük Net, size iyi bayramlar diler.

@kerkuknet – 2 hafta

Irak Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Erşat Salihi, dün gece geç saatlerde ailesi tarafından sokağa atı…