• Türkçe
  • English
  • العربية
28 Temmuz 2021

Dr. Fevziye Hasasu ile Söyleşi

7 Aralık 20201348
Dr. Fevziye Hasasu ile Söyleşi - Rüya Kasap – RÖPORTAJ

Değerli Kerkük Net okuyucularımız, bugün Türkmeneli kadınını Türkiye’de temsil eden kurumlardan birisi olan Türkmeneli Kadınlar Derneği’nin Başkanı Sayın Dr. Fevziye Hasasu ile bir röportajımızı yapacağız.

 

Öncelikle, söyleşimize hoş geldiniz Fevziye hanım. Kerkük Net okuyucularına kendinizden bahseder misiniz?

-Hoş bulduk sağ olun, ben Fevziye Hasasu. 1948 yılında Kerkük Kalesi’nde doğdum. Anaokulunu Kale Kilisesi Rahibat okulunda bitirip, ilkokulu Tahire mektebinde okudum. Kale’de pencereleri Danyal Peygamber camii avlusuna bakan evimizde en güzel günlerimi geçirdim. Kerkük Kız Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Tıp Fakültesine girdim. 1973’te mezun olduktan sonra memleketim Kerkük’e dönüp K1 ve Vilade (Doğum) Hastanesi ardından Tavuk (Dakuk) Hastanesinde doktorluk görevimi yaptım. Daha sonra Türkmen olduğumdan ve Baas Partisi’ne girmeyi reddettiğim için, önce Duhok, ardından da Erbil’e tayin ettirildim. İran-Irak savaşı sırasında güvenlik nedenleri ve zor yaşam şartlarından dolayı Türkiye’ye sığındık. İstanbul’da Kızılay’da bir süre başhekim olarak çalıştıktan sonra emekliye ayrıldım.

Kerkük Gazetesi, Kardeşlik Dergisi ve Almanya’da yayımlanan Türkmenlerin Sesi Gazetesi’nde, Irak Türkmenlerinin sıkıntılı sosyal ve siyasi durumları hakkında yazılar yazdım. Gençliğimden beri şiir yazıyorum ve yakın zamanda onları kitaplaştırmak niyetindeyim. Boş zamanlarımda yağlıboya ve akrilik resim yapıyor ve kitap okuyorum. 2014 yılından beri de Türkmeneli Kadınlar Derneği başkanlığını yürütmekteyim. Evli ve 5 çocuk annesiyim. Bir de Tekir isminde bir kedim var.

 

 

İstanbul’da Türkmeneli Kadınlar Derneği’nin Genel Başkanı olarak, orada Türkmen kadınlarını bir araya getirerek ne gibi etkinlikler düzenlediniz?

-Derneğimizin etkinliklerinin odak noktası gurbetteki Türkmen hanımlarını bir araya getirip tanıştırmak, Türkmeneli’nde vuku bulan siyasi ve sosyal olayları tartışmak ve gurbette karşılaştıkları problem ve sıkıntıları gidermektir.

Derneğimiz, 2014 yılında patlak veren Musul – Telafer Deaş olayları ve Kerkük Yahyava Göçmen Kampına göçlerin başlamasıyla derneğimiz, merkezi Kerkük’te bulunan Deniz Türkmen Kadınlar Derneği ile irtibata geçerek 3 tır giyim, battaniye ve çocuk bezi yardımında bulundu ve ona müteakip 2 kurban bayramında da göçmenlere et dağıtımı yaptık. Aynı zamanda derneğimiz, şaibeli seçimleri protesto eden Mavi Meydan direnişçilerine sahur yardımı yaptı.

İstanbul’a Telaferli mülteci göçü başlayınca, derneğimiz de yardım kampanyası başlatarak mültecilere kıyafet, battaniye ve para yardımının yanı sıra göçmen evlerine kamyonlarla ev eşyası, halı ve beyaz eşya taşıdık. Tabi bu taşıma işlerinde büyük emeği geçen Kerküklü hemşerimiz TAHA Kargo şirketine de buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

Her ramazan ve bayramlarda, ihtiyaç sahibi hemşerilerimize kıyafet, kuru erzak, alışveriş kartı ve para yardımı yaptık. Her eğitim yılı başlarında öğrencilere kıyafet, çanta, ayakkabı ve mont dağıtımlarını gerçekleştirdik. 23 Nisan Çocuk Bayramlarında ise çocuklu ailelere piknikler, düzenleyip otobüslerle hayvanat bahçelerine ve parklara götürerek, hediyeler dağıtıp etkinlikler düzenledik. Her ramazan İstanbul’da bulunan Türkmen ailelerine vapurda iftar yemeği tertipliyor ve bu iftar yemeklerinde de ilahi takımı, mevlana gösterisi eşliğinde geceler düzenlemekteyiz. 2019 Ramazan ayında ise iftar yemeğine Kerkük’ten  Molla Sabah Hürmüzlü ve ekibini davet edip, mevlitler okunmasına vesile olduk. Bu aile yemeklerinin amacı gurbetçi Türkmen ailelerini bir araya getirip kaynaştırmaktır.

Dünya Kadınlar Günü 8 Mart tarihlerinde ise yemekli toplantılar düzenleyip, Türkmen kadınlarının Irakta ve gurbette çektikleri çileleri ve yaptıkları fedakârlıkları anarız. Tavuk (Dakuk)’ta hava saldırısında şehit olan kadınlarımızı, Telafer’de kaçırılan kızlarımızı, Tazehurmatu’da şehit olan kadınlarımızı ve zulme baş kaldırıp direnen bütün fedakâr kahraman kadınlarımızı yâd ederek birlik ve beraberliğimizi vurgularız. Muhtaçlara yardım amacıyla, üyelerimizin yaptıkları yöresel Türkmen yemeklerini (Dolma, Kifte, Külçe vs..) paketleyerek satışa sunar, gelirinin tamamını ise muhtaç ailelere veririz.

Yapmış olduğumuz bir başka etkinliğimiz ise, yazarlarımıza destek amaçlı kitap günleri düzenleyerek, Türkmen yazarların kitaplarını okunmasına vesile olmak ve o kitapları tartışmaktır.

Geçersiz bağımsızlık referandumu döneminde, Türk ve yabancı gazetelere demeç vermenin yanı sıra , TV programlarına derneğimiz adına şahsen katılarak (CNN Türk, BBC Arabi, TRT Arabi vs..) referandumun yanlışlığı hakkında görüş bildirdim.

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 dolayısıyla son Ramazan, iki bayram ve okul yardımlarını muhtaç hemşerilerimize banka yoluyla dağıttık.

 

İstanbul ya da Türkiye’nin herhangi bir şehrinde Türkmen kadınının fedakarlığını anlatan çalışmalarınız oldu mu peki?

-Evet, bu çalışmaların 2 ayağı vardı. Birincisi, derneğimiz bünyesinde toplantılar düzenleyerek çeşitli sosyal ve siyasi kuruluşlardan gelen misafirlere, Irak’taki yapımızı, çektiğimiz sıkıntıları, katliamları, baskıları ve ötekileştirmeleri anlattık. Ayrıca İstanbul’daki kadın kuruluşlarını ve belediyeleri ziyaret ederek onlarla nasıl yardımlaşacağımızı görüştük.

 

 

Kadın hayatın yarısıdır, sizler de yaptığınız birçok etkinlikte kadınlara hayat olmuşsunuz, kadınların sesi olmuşsunuz bu sizin için bu nasıl bir duygu?

-Aslında kadın dünyanın yarısıdır ama hayatın hepsidir. Çünkü hayatta herkesi bir ana doğurmuştur. Derneğimiz, dünyadaki bu çarpıklığı giderme anahtarıdır. Bu yük kadınlarla erkeklerin de boyun borcudur. Böyle bir duygu ancak sevgi ve mutluluk kaynağıdır.

 

 

Bir kadının ayakları üzerinde durması ne kadar önemli, veyahut kadın demek çalışmak demek mi, TEKAD başkanı olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Kadının özgürlüğü ayağı üstünde durmakla mümkündür. Bunun da ilk basamağı eğitimdir. Eğitim yalnız kadını değil tüm dünyayı ihya eder. Evet, kadın okumalı ve ayakları üstünde durmalı diyorum.

 

Günümüzde, “Kadınlar ülke gibidir.” sözü ile çok karşılaşıyoruz. Bu cümledeki düşünceniz nedir?

-Katılıyorum. Çünkü ülkelerin medeniyet ve uygarlığının mihenk taşı analardır. Ananın eğitimi, kültürü, yaşam tarzı, ahlakı ve hayat görüşü ülke insanlarını ve kalkındırmalarını şekillendirir. Onun için evet diyorum ülke anadır ve ana ülkedir.

 

 

Mezopotamya uygarlığına göre kadınlar tarla gibidir, sizce kadının dünya tarihindeki yeri ve değeri nasıldır?

-Kadın tarladır deyimi, diyenin kültürüne bağlıdır. Cahiller kadına kuluçka makinesi gibi bakarken. Kadının bu deyimde verimli topraklara benzetildiğini bilmezler. Tarihe bakacak olursak, ilk Romalılar kız çocuklarından utanır onlara ad bile koymazlarmış. İslam öncesi cahiliye Arapları doğan kızlarını diri diri gömerlermiş. Yahudi erkekler bir dualarında, kız olmadıkları için Allah’a şükür duası ederler. Kuran-ı Kerim’in bakara sûresinde Adem ile Havva’nın ikisinin Allah’a asi olduklarını yazmasına rağmen, halk havvayı suçlu belleyerek şeytana uyup ademi kandırdığını anlatır. Tarih boyu maalesef bedenen kuvvetli olan erkekler, anaları olan kadınları zayıf ve daha az zeki görerek ötelemişlerdir. Fakat günümüzde alim, öğretmen, doktor, mühendis hatta asker kadınlar var. Onun için kız çocuklarımızı okutalım çünkü tarihteki kötü örnekler, örnek değildir.

 

 

Bazı ülkelerde ve özellikle Irak’ta kadınlara şiddet haberleri gün gittikçe artıyor, siz bu şiddeti nasıl yorumluyorsunuz ve bu konuyla ilgili makamlara öneriniz nedir?

-Maalesef eğitimin gerilemesi cehaleti doğurur. Kadının cahili istenmez ve çekilmez fakat erkeğin cahili, eline gücü geçirmeyi ve zor kullanmayı ister. Onun için cahiller özürlüler gibiler, yalnız kadınlara değil zayıf gördükleri her şeye saldırırlar ve tehlikelidirler. Bundan da anlaşılıyor ki medeniyetin ölçeği eğitimle yontulan kültür ve ahlaktır. Bu ölçek yalnız Irak için değil tüm dünya için geçerli,.

 

 

Kadınlar için hayatı daha adil bir hale nasıl getirebiliriz?

-Kadınlara daha adil bir hayat sağlamak için, adaletin ve hukukun dünyada yaygın olması gerekir. Bunun için de:

  • Eğitim ve öğretimden tüm insanların adaletli bir şekilde faydalanmaları lazım.
  • Aileler çocuklarını yetiştirirken cinsiyet ayrımı yapmamaları gerekir
  • Kanunların hukuk çerçevesi içinde caydırıcı olması gerekir.

 

 

Günümüz kadınların hayatla mücadelesini nasıl buluyorsunuz?

-Günümüz dünyasında savaşlar, göçler, nüfus artışı, hayat pahalılığı, üretim ve tüketimin artması, toplumu kadının katkısına muhtaç hâle getirmiştir. Bu da kadının yükünü arttırmaktadır. Böylece kadın; evine bakmak, çocuk doğurmak, yetiştirmek ve çalışmak zorunda kalmıştır.  Bu durumda erkeklerin kadınlara destek olması, ev ve çocuk bakım yükünü azaltmaları gerekir.

 

Bu güzel cevaplarınızın yanında, son olara Kerkük Net okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Çok değerli Kerkük Net okurlarını selamlayarak hepsine hayatları boyunca, huzur, sağlık ve başarılar dilerim. Allah’a emanet olsunlar.

 

 

Dr. Fevziye Hasasu – Rüya Kasap

Hakkımızda

Yayın hayatına 30 Nisan 2019 tarihinde başlayan Kerkük Net Haber Ajansı, Türkmeneli başta olmak üzere bölgeyi ilgilendiren başlıca konularda dünya kamuoyuna tarafsız haber akışı sağlamayı ilke edinmiştir. Irak Türkleri’nin millî davasına medya yolu ile hizmet gösteren bir kurumdur.


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin



Twitter

@kerkuknet – 5 gün

Kerkük’te Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ni karşılamaya gelen Türkmen subaylar, İstiklal Marşı’nda selam durdukları…

@kerkuknet – 2 hafta

Lider Erşat Salihi’nin Altunköprü’de PKK’ya karşı yaptığı açıklamaların ardından terör örgütü PKK üyeleri, Erşat Sa…

@kerkuknet – 2 hafta

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Ali Rıza Güney, Kerkük Net’e konuştu. Kerkük ziyaretini değerlendiren Güney, “Kerkü…