Kazancı: Siyaset bir takım sloganlar üzerinden yürümez

18 Ocak 2019

DSC02091-min-min-e1547451681591Irak’ta son siyasi gelişmeler ve özellikle uzun bir süreden sonra Adil Abdülmehdi Başkanlığında kurulan yeni kabinede Türkmenlere herhangi bir bakanlığın verilmemesi, Türkmen siyasetinde yapılan ve yapılması gereken durumları, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Hicran Kazancı ile konuştuk. Irak ve özellikle Türkmen siyasi sahası, bunun yanında Türkiye’nin bu sahada etkisini konu alan röportajda Kazancı, gazetemizin tüm sorularını yanıtladı.

 

Yeni kabinede Türkmenlere yer verilmemesi Türkiye-Irak ilişkisinde bir etki yaratır mı?

 

Buna biraz daha gerçekçi real politika açısından bakmamız lazım. Gerek Kürt gerek Arap gerekse komşu ülkeler, Türkmenlere kabine verilmesini istiyor ama bu pratiğe gelince gerçekleşmiyor çünkü asıl sorun Irak Anayasası’nda Türkmenlerin temsil noktasındadır. Diğer milletlere oranla anayasada Türkmenlerin temsili yetersizdir. Bunun biraz bizimle de bağlantısı var.

 

Herkes kendine göre Türkmenleri temsil etmeye çalışıyor. Bu durumu çözmek için bizi bir arada toplayan bir Türkmen Meclisi olması lazım. Bütün bölgelerden istişare heyeti olması lazım. Her bölge kendi sorununu belirleyip mecliste tartışıp çözüme ulaştırmamız lazım. Bunları yaptıktan sonra Bağdat’la yüzleşmemiz gerekir. Bu sadece Bağdat’la değil IKBY hükümetiyle de aynı şekilde olması gerekir. Yani IKBY ile nasıl bir politika yürütmeliyiz? İç ve dış meselelerin bu çatı altında çözülüp gerekli yerlere iletilmesi gerekiyor.

 

“Biz bakanlık meselesini çok büyütüyoruz”

 

Aslında biz bakanlık meselesini çok büyütüyoruz. Bizim asıl hedefimiz hem IKBY hem Irak Anayasası’nda Türkmenlerin hakkını sağlamak olmalı. Eğer Bağdat’ta bir ağırlığımız yoksa bizim bir veya iki bakanımız olsa da bir netice elde edemeyiz. Erbil ve Bağdat’ta ciddi ağrılığımızın olması şarttır.

 

“Kerkük yerel yönetiminde güçlenmemiz lazım”

 

 

Bağdat’ta güçlü olmamız için önce var olduğumuz bölgede güçlü olmamız lazım. Türkmeneli’nin merkezi Kerkük’tür dersek, o zaman Kerkük yerel yönetiminde güçlenmemiz lazım. Peki Kerkük Valiliği’nde 24 pozisyon varken bunların kaç tanesi Türkmen’indir? Sadece biri. Tekrar ediyorum Bağdat’la yüzleşmek için önce yaşadığımız bölgeleri sağlama almamız lazım. Siyaset bir takım sloganlar üzerinden yürümez maalesef.

 

“Hep ‘Erbil Türktür Türk kalacak’ dedik, peki ne oldu? Orayı kaybettik, aynı durum Kerkük için de geçerli”

 

Zamanında hep ‘Erbil Türktür Türk kalacak’ dedik, peki ne oldu? Orayı kaybettik, aynı durum Kerkük için de geçerli. Bizim önce bunları düzeltmemiz gerekir. Bakanlık veya Cumhurbaşkanı yardımcısı pek de önemli değil.

 

Dikkat ettiysek Irak siyasetinde yeni nesil siyaset başladı. Bakın Berhem Salih’e, rahmetli Talabani’nin politikasını daha kapsamlı ve geniş açıyla yürütmektedir. Eski zihniyet politikalar artık işe yaramıyor. Bu gibi siyasetçilerin karşısında bu güçte siyasetçi yetiştirmemiz lazım. Diğer milletler yurt dışında iyi sağlam insanlar yetiştiriyorlar. Biz de bölge politikasına ve dünya politikasına hakim insanlar yetiştirmeliyiz ki Behrem Salih gibi güçlü ve iyi politikacılar karşısında dengeyi sağlayabilelim.

 

Siyasette küslük kavramı yoktur. Kürtler 16 Ekim’den sonra IKBY sınırını korumak için Bağdat hükümetine yanaştı, keza Arap Sünniler ülkenin batısında büyük oranda oy kaybına uğradıktan sonra bu sorunu çözerek yine Bağdat hükümetiyle yakın temasta bulundu. Bizim de merkezi hükümete küsmememiz lazım. Bu Erbil için de geçerlidir.

 

Bizim üç merkezle ilişkimizin çok iyi olması gerekiyor; Ankara, Erbil ve Bağdat. Bu üç merkezle ilişkimizi çok iyi tutmamız lazım.

 

Türkiye ile ilişkilere değinirsek, Türkiye’nin devlet politikası Osmanlı döneminden beri komşu ülkelerle barış, iyi niyetli ve istikrar yaratmak temelinde olmuştur. Çünkü komşu ülkelerin istikrarı Türkiye’nin istikrarı demektir. Bunu  Berhem Salih’in Ankara ziyaretinde açık bir şekilde gördük.

 

ITC Türkiye Temsilcisi olarak Ortadoğu’daki gelişmeleri göz önünde bulundurup nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?

 

Ankara temsilciliğine ilişkin çalışma iki şekilde yürütülüyor. Birincisi Irak’ın komşusu olan ülkelerle ve BM’nin beş daimi temsilci üyesiyle sıkı temasta bulunarak Türkmeneli ve diğer ülkelerdeki Türkmenlerin meselesini çözüme kavuşturmak için çalışmaktayız. İkinci ise Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan tüm siyasi partilerle işbirliği yaparak milletimizin sıkıntılarını gidermek için çalışmalar yürütüyoruz. Tabii ayrılıkçı partiler hariç. Artı burada bulunan sivil toplum kuruluşlarımızla ortaklaşa çalışmalarımız oluyor.

 

Türk basınında Türkmenlere az yer verilmesi, Türkmen meselesinin Türkiye’deki siyasi tabakaya yetişebilmesi fakat Türk halkından uzak olmasının nedeni nedir?

 

Burada hem Türk medyasının hem de bizim eksiğimiz var. Bildiğiniz üzere medya kendi politikası çerçevesinde çalışır. Özellikle bazı medya organları Türkmen meselesini istediği şekilde almıyorsa, yayınlamıyor. Biz burada o medyanın politikası doğrultusunda değil kendi halkımızın talepleri doğrultusunda konuşuruz. Bunu da birçok medya kabul etmiyor. Bir de medyaya konuşmak kolay bir şey değil. Biri medyaya konuşuyorsa söylediği şeylerin arkasında durarak söylediklerini gerçek hayata geçirmesi lazım, aksi halde o medya sadece gündem yaratmak için o şahsı kullanır.

 

Diğer soruyu şu örnekle yanıtlamak istiyorum. ABD’ye baktığımız zaman %2’lik bir oranda Yahudi nüfusu var. Bu az oranın hedefi, İsrail’in menfaatini, güvenliğini ve geleceğini korumaktır. İsrail’in çıkarını ABD’nin çıkarına bağlamışlar. Yani İsrail’e gelen en ufak sıkıntı ABD’yi etkileyecek. Bu da demek oluyor ki orada bulunanların tek hedefi İsrail’dir.

 

“Yurt dışındaki kurum ve kuruluşlarımız Türkmenlerin sesini iyi yetiştiremiyor”

 

Bize baktığınız zaman Türkiye’de iyi bir nüfusa sahibiz. Ama biz öncelikle buradaki kurumlarımızı kurumsallaştırmayı iyi yapmıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız işini iyi yapamıyor. Örneğin Türkmen sahasında bulunan sorunlarla ilgili herhangi bir bilimsel çalışma yok. O yüzden yetişen müessesemiz yok, bu da sesimizi iyi yetiştiremememize neden oluyor. Maalesef Türkiye’de iktidar dahil diğer parti ve kuruluşlarla kavgalılar. Sadece Türkiye’yi eleştirmek yetmez. Biz bugün ayakta duruyorsak Türkiye’nin sayesinde duruyoruz. Yurt dışındaki kurum ve kuruluşlarımız Türkmenlerin sesini iyi yetiştiremiyor. Biz hem insan hem kurumları yetiştirmemiz lazım.

 

Kısa zaman önce ITC Başkanı Erşet Salihi, Türkiye’nin başkenti Ankara’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile bir araya geldi. Türkmenlere yeni kabinede yer verilmemesi Türkiye-Irak ilişkisinde nasıl bir etki yaratır ve Türkiye bu durum için nasıl bir politika izler?

 

Sayın ITC Başkanı Erşet Salihi Türkmenlerle ilgili her zaman Türkiye Cumhuriyeti ile yakın temas içerisindedir. Irak’ın ve özellikle Türkmenler hakkındaki gelişmeleri aktif bir şekilde Türkiye’deki yetkililere aktarıyor.

 

“Seçimlerde büyük oranda oy kazanan Türkmenleri, Bağdat yönetiminden uzak tutmak acı verici bir durum”

 

Türkiye Cumhuriyeti, Türkmenlere bakanlığın verilmesini elzem görmektedir. Çünkü Türkmenlerin, Irak’ın üçüncü sırada gelen unsuru olarak ülkenin toprak bütünlüğünü sağlamakta büyük rolü vardır. Türkiye özellikle 1991 olaylarında IKBY’de kurduğu güvenli bölgenin kurulmasında ITC’den önce Türkmen Hareketi daha sonra 1995 yılında ITC’ye dönüşen bu hareketin barışa karşı attığı adımlar, Irak’ta her zaman barışı ve bütünlüğü desteklediği anlamına gelmektedir. Fakat son seçimlerde büyük oranda oy kazanan Türkmenleri Bağdat yönetiminden uzak tutmak acı verici bir durumdur. Bu Irak’ın toprak bütünlüğünü ve o bölgede bir arada yaşama arzusunun ortadan kaldırmak olduğunu göstermektedir.

 

Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduğu ortada. Bu sadece Türkmenler için değil, Sünni, Şii ve Kürtlerle ilgili siyasi sahada sorunlarla karşılaştığında, Türkiye hep bir çözüm arayışı içinde olmuştur. Bu da Irak’ın toprak bütünlüğünü sağlamak peşinde olduğunu gösteriyor.

 

Tba- Ankara

Haber: Abdullah Ahmet

Comments are closed.